9 Temmuz 1980’de İdam Edilen Rüştü Reşat Muhtaroğlu ve Arkadaşları
18.07.2026
Fevzi Türker
Sosyalist Arap Baas Partisi 1968’de iktidarı ele geçirir geçirmez, Türklere duyduğu kin ve nefretini asimilasyon ile Türkmenlere ve Türkmeneli’ye karşı acımasıca uygulamaya başlamıştır. Telafer’den Mendeli’ye uzanan Türkmeneli’nde sırf Türkmen oldukları için temelsiz ve düzmece suçlamalarla yüzlerce Türkmen gencini ölüm sehpalarında idam ettirmiştir.
Türkmenler, Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra 1922’de İngilizlerin kurduğu Irak Devletinin çeşitli dönemlerinde birden fazla katliama maruz kaldılar. 1924 Levi Asuri Katliamı, 1946 Gavurbağı Katliamı 1959, Kerkük katliamı, Baas rejiminin 1968-2003 arasında idam ettiği onlarca genç, 1980 idamları (Dr.Necdet Koçak ve dava arkadaşları; Dr.Rıza Demirci, emekli Albay Abdullah Aburrahman ve iş adamı Adil Şerif), 9 Temmuz 1980 idamları (Rüştü Reşat Muhtaroğlu ve 9 dava arkadaşı), 111 Türkmenin canına mal olan 1991 Altunköprü katliamı ve 2014’ten sonra yüzlerce Türkmenin öldürüldüğü Irak-Şam İslam Devletinin (İŞİD) düzenlediği katliamlar.
Baas rejimi 9 Temnu 1980’de çoğunluğu öğrenci ve öğretmenlerden oluşan 10 idealist Türkmen gencini adil olmayan yargılamalarla idam ederken Türkmen halkına ve özellikle gençlere göz dağı vermek istemiştir.
16 Ocak 1980’de Dr.Necdet Koçak ve dava arkadaşlarının idam edilmeleri ile 9 Temmuz 1980’deki Rüştü Reşat Muhtaroğlu ve dava arkadaşlarının idamları Türkmenlerin yakın tarihindeki en acı ve tehlikeli kırılma noktalarından biridir.
9 Temmuz 1980’de idam edilen kahraman gençlerimiz Rüştü Reşat Muhtaroğlu, Mehmet Korkmaz, İzzettin Celil Terzi, Abdurrahman Kümbetli, Selahattin Güneyci, Muhsin Molla Ali, Mustafa Abbas Telaferli, Selahattin Tenekeci, Selahattin Necim Haffaf ve Muazam Kassapoğlu Baas rejimine karşı faaliyet suçlamalarıyla, düzmece iddialarla ve siyasi hedefler nedeniyle Türkmenleri bugünkü içler acısı duruma düşürmek için idama mahkum edilmişlerdi.
Irak’ta hiçbir etnik grup, Türkmen toplumu kadar ne zulüm görmüş ne asimile edilmiş, yok sayılmış ne de çekiç ile örs arasında sıkışıp kalmıştır.
Toplum olarak bugüne kadar maruz kaldığımız katliamların ve asimilasyonlarin hiçbirinden ders çıkarıp diğer etnik grupların elde ettikleri siyasi başarılara ulaşmayı akıl edemedik.
Irak Devletinin kurulduğu günden beri, girdiğimiz çıkmaz yolda yürümeye devam etmekteyiz ve armut piş ağzıma düş misali Türkiye Cumhuriyetinin gelip bizi kurtarmasını bekliyoruz.
Şehidinin yolunda yürümeyip saygı duymayan, kurtuluş yollarını canı ve malı saymayan toplumların geleceği karanlık olur. Toplumca şehitlerimize ne kadar saygı gösterdiğimizi ölçmek istiyorsak örneğin Kerkük 14 Temmuz Şehitler Mezarlığına gidince utanç duymamız yeter.
9 Temmuz 1980 şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
