Türkmenlerin Kerkük Valiliği: Kerkük Kibriti mi, Baba Gürgür Ateşi mi?
Abdullah Ağar
“102 yıl sonra Kerkük’te bir Türkmen’in valilik makamına gelmesi sadece bir siyasi başarı değil; tarihi bir sorumluluk ve ağır bir imtihandır.”
Fotolarda; Kerkük Valisi ve Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağa…
Ve diğer Irak Türkmen Büyüklerimiz;
Türkmeneli Vakfı Başkanı Mete Nebil Muratlı, Türkmen davasına büyük emek vermiş Prof. Dr. Mahir Nakip,
Türkmeneli Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Tütüncü ve Türkmen davasına gönül vermiş bazı kıymetli kardeşlerimle birlikte…
Orsam Başkanımız Kadir Temiz’in misafirperverliğinde bir araya geldik.
Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağa’mız; çile çekmiş ve hakları gasp edilmiş bir Türkmen olarak 102 yıl sonra Kerkük Valisi olmaktan büyük bir övünç duyuyor.
Ama gerçeklerin de farkında.
Yani durum; “O ve Türkmeneli için” geçici bir görev, bir köpürtme, algı, propaganda ve hamaset işi değil.
Ve olmamalı.
Seman Ağa sırtına “Ateşten Bir Gömlek” giydiğini biliyor.
Ve bu ‘ateşten gömlek’ sadece onun sırtında değil.
Bugün Bağdat, Erbil, Süleymaniye, Tahran, Londra, Washington, tarih ve coğrafya; sadece Seman Ağa’yı ve Türkmenleri değil Türkiye ve Azerbaycan’ı da test ediyor.
102 yıl sonra Kerkük Valisi olmak, ‘Kerkük Kibrit’i gibi yanıp sönüveren bir alev değil; yüzyıllardır yanıp duran ‘Baba Gürgür’ün ateşi gibi Kerkük’ün geleceğini inşa edecek bir kalıcılığa dönüşmeli.
Mehmet Seman Ağa; Osmanlı çekildiğinden beri istismar edilen, Araplaştırma, Kürtleştirme ve Mezhebileştirme politikalarına maruz kalan; hâlâ bir yandan İran’ın, bir yandan işgalcilerin çekiştirdiği, Irak içi güç odaklarının çıkar ve paylaşım kavgaları yaptığı, kara lanete dönüşen petrolünün Kerkük’e fayda vermediği bir ortamda Kerkük’e ve bütün Türkmeneli’ne fayda üretmek istiyor.
Sürekli istismar edilen Ortadoğu’nun kalbi Kerkük’te, bir Türkmen olarak ve Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın desteğiyle Seman Ağa;
* Tüm kitleleri kucaklamayı,
* Harap, yorgun ve istismar edilmiş Kerkük’e hizmet götürmeyi,
* Umut, güven, kardeşlik ve refah üretmeyi,
* Entrikalarla baş etmeyi,
* Engellemeleri aşmayı,
* Taban ve tavandaki algıları ve direnci kırmayı,
* Dengeleri tutturmayı başarabilirse ancak…
Türkmenlerin Kerkük yönetiminde kalıcı olmaları söz konusu olabilir.
Çünkü Kerkük’te kalıcılık; sadece pazarlıklarla ve seçimi kazanmakla değil, gönülleri kazanmakla, dengeleri yönetmekle ve Kerkük’ün aradığı gerçek çözümleri üretmekle mümkün olabilir.
İran-İsrail/ABD savaşının derinden etkilediği, sürekli dengelerin değiştiği ve dinamik hâle geldiği, pazarlıkların ve manipülasyonların yapıldığı, menfaat kavgalarının ve işbirliklerinin egemen olduğu, savaşın il bütçe paylarını ciddi şekilde etkilediği bir ortamda Seman Ağa bunu tek başına yapamaz!
“Kerkük Türk’tür, Türk Kalacak” diyorsak…
Irak’ın toprak bütünlüğü içinde ve diğer toplumları da kucaklayarak Irak’ta Türkmen’i yüceltmek ve yükseltmek istiyorsak…
102 yıl sonra Kerkük’te aldığımız Türkmen Valiliğini seneye teslim etmek istemiyorsak…
Bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsak…
Kerkük’ü sadece Türkmenlerin değil; Arapların, Kürtlerin, Hristiyanların, büyük farklılıklarıyla bütün Kerküklülerin huzur, güven ve refah merkezi hâline getirilmesine güçlü ve kalıcı bir katkı sağlamak zorundayız.
Çünkü Kerkük’te kalıcı olmanın yolu; hamasetle Kerkük’ü sahiplenmekten değil, Kerkük’e sahip çıkmaktan geçiyor.
“Kerkük merkez olmak üzere, Mendeli-Beladruz (Diyala)’dan Erbil’e, Musul’dan Telafer’e kadar bütün Türkmeneli’nin sahip çıkılmaya ihtiyacı var.”
Bağdat’taki merkezi yönetim ve bölgesel yönetim bileşenleri ile Irak’ta eli olan dinamikler ile ilişkiler hiç olmadığı kadar önemli.
Çünkü mesele sadece Kerkük değil, Türkiye, Irak ve tüm coğrafyanın geleceği.
Ve Kerkük Valiliği ile birlikte Türkmenler, tarihin, coğrafyanın ve güç dengelerinin kesiştiği bir düğüm noktasında bulunuyor.
Jeopolitik, dini-mezhebi-meşrebi çeşitliliği ve angajmanlarıyla teopolitik, kırılgan kimlikleriyle etnik, enerji kaynakları ve hatlarıyla jeoekonomik, derin tarih ve medeniyet kodlarıyla bugün Kerkük; Irak’ın kalbi… Irak; Ortadoğu’nun kalbi…
Ortadoğu ise; dünyanın enerji, veri, inanç ve kaos üretim merkezi olmaya devam ediyor.
Böylece ilginç ve sessiz bir şekilde Kerkük, coğrafyanın ve insanlığın geleceğini derinden etkilemeye devam ediyor.
Ve yine ilginç bir şekilde Irak’ın ve Türkiye’nin, Küresel güç odaklarının, Arapların, Kürtlerin, Hristiyanların ve Türklerin kaderi Kerkük’te kesişiyor.
Diğerleri gibi Kerkük Valiliği bir istismar aracı olsa kolay…
Ama 102 yıl sonra çözüm üretmek, kucaklamak ve kalıcı olmak amacıyla Kerkük yönetimini “ateşten bir dönemde ateşten bir gömlek gibi” sırtına geçirmiş Türkmenlerin ve Irak Türkmen Cephesi-Kerkük Valisi Seman Ağa’nın; Türkiye ve Azerbaycan’ın devlet kapasitesine, diplomatik desteğine ve stratejik imkânlarına hiç olmadığı kadar ihtiyaçları var.
Aslında o ateşten gömlek ve ateşten günler sadece Türkmenlerin ve Türkmeneli’nin sırtında değil.
Türkiye ve Azerbaycan’ın da sırtında.
Tarih ve Yaradan Türkleri bazen toprakla, bazen savaşla, bazen de makamla imtihan eder.
Kerkük bugün böyle bir imtihanın adıdır.
Kerkük’te kazanılan şey yalnızca bir valilik değil.
Kerkük’te sınanan şey yalnızca Türkmenlerin geleceği değil.
Kerkük’te sınanan; Türk Devlet Aklı, Türkiye’nin tarihî hafızası, Azerbaycan’ın kardeşlik iradesi ve Türk dünyasının ortak sorumluluk bilincidir.
Bugün Kerkük’te elde edilen bu tarihî sorumluluğun kalıcı bir kazanıma dönüştürülmesi gerekiyor.
Ateşten gömlek bugün Kerkük’tedir, ama onun ateşi Ankara’yı da, Bakü’yü de ya aydınlatacak ya da karanlığa gömecek kadar, güçlü, sessiz ve derindir.
Kerkük Karabağ’dır.
Kerkük Kıbrıs’tır.
Kerkük yapayalnız kalakalmış vatandır.
Kerkük’te başarı; valilik makamını almakla değil, onu Türkmeneli’nin ve Irak’ın geleceği adına kalıcı bir değere dönüştürmekle ölçülecektir.
Çünkü mesele bir makam değil, bir emanettir.
Cumhurbaşkanları Sn. Erdoğan ve Sn. Aliyev’in bu tarihi sorumluluğun farkında olduklarına ve gerekli katkıyı sağlayacaklarına inanıyorum.
