Bağdat’ın Sessiz Emaneti
Yazar: Ali BAYATLI
Bağdat’ın kalbinde, sessizce zamana direnen bir mezar var. Bu mezar, sıradan bir defin yeri değildir. Osmanlı döneminde Bağdat’ta görev yapmış bir valinin mezarıdır ve kitabesinde 1299 Hicrî tarihi yer almaktadır.
Bir zamanlar kubbesiyle, kemerli girişiyle, sandukasıyla ve kitabesiyle vakur bir şekilde ayakta duran bu tarihî yapı, bugün ağır bir ihmalle karşı karşıyadır. Kubbesinin büyük bölümü çökmüş, duvarları çatlamış, tuğlaları dağılmış; buna rağmen tarihî kitabesi hâlâ geçmişten bugüne seslenmeye devam etmektedir.
O kitabe yalnızca taşa işlenmiş birkaç satır değildir. O, Bağdat’ın hafızasıdır. Bir devlet adamının adı, bir devrin izleri, bir şehrin tarihidir. Her harfi, geçmişten bugüne ulaşmış sessiz bir emanettir.
Bu nedenle ilgili kurumlara, tarihçilere, kültür insanlarına ve özellikle kendi halkının geçmişine, tarihine ve değerli şahsiyetlerine sahip çıkan herkese açık bir çağrıda bulunuyoruz:
Bağdat Valisi’ne ait bu tarihî mezar daha fazla zarar görmeden koruma altına alınmalı, kitabesi bilimsel olarak belgelenmeli, mimari yapısı uzmanlar tarafından incelenmeli ve aslına uygun biçimde restore edilmelidir.
Çünkü burada yıkılan yalnızca eski bir kubbe değildir.
Burada kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan şey, Bağdat’ın tarihinden bir sayfa, geçmişten kalan bir isim ve bir milletin hafızasıdır.
Bugün bu mezara sahip çıkmak, yalnızca ölüye saygı göstermek değildir.
Geçmişe vefa göstermek, tarihe sahip çıkmak ve geleceğe kim olduğumuzu anlatmaktır.
1299 Hicrî tarihinden bugüne ulaşan bu emaneti korumak, artık yalnızca bir tercih değil, tarih karşısında bir sorumluluktur.
Tarih sustuğunda değil, biz ona kulak vermediğimizde kaybolur.

