Skip to content
10 Eylül 2026
  • Facebook
  • Twitter
  • Youtube
  • Instagram
IRAK TÜRKLERİNİN BAĞIMSIZ SİYASİ GAZETESİDİR

IRAK TÜRKLERİNİN BAĞIMSIZ SİYASİ GAZETESİDİR

Özgür Basın, Özgür Toplum

Sosyal medya hesaplarımız

  • Facebook
  • Twitter
  • Youtube
  • Instagram
Primary Menu
  • HABERLER
    • Akademik Makaleler
    • Arapça
    • Azerbaycan
    • Basın
    • Dünya
    • Editörden
    • İngilizce
    • Kitap
    • Kültür – Sanat
    • Türkiye
  • Yazarlar
  • Multimedya
  • Kütüphane
  • Kültür – Sanat
  • Röportajlar
  • Genel Tanıtım
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Türkmeneli’ni Tanıyalım
  • Kerkük Türküleri
  • Kerkük Kültür Derneği
  • Kitaplarımız
  • İletişim
  • Home
  • Yazarlar
  • ATA TERZİBAŞI Irak ve Türkmen kültürel mirasının koruyucusu
  • Akademik Makaleler
  • Dr. Ali Bayatlı
  • Yazarlar

ATA TERZİBAŞI Irak ve Türkmen kültürel mirasının koruyucusu

Dr. Ali Bayatlı 14 Ağustos 2026
6b42a152-0e97-404c-80b2-0246e3c35aff

ATA TERZİBAŞI 
Irak ve Türkmen kültürel mirasının koruyucusu
“Edebi şahsiyetinin analitik incelemesi ve eserlerinin Mustafa Cevad, Abdülhamid Alluce ve Cevad Ali gibi Irak’ın büyük alimleriyle karşılaştırılması”

Yazan : Ali Bayatlı

Halkların kültür tarihinde çok sayıda isim ortaya çıkar sonra zaman geçtikçe kaybolur gider ve yalnızca kütüphane arşivlerinde ya da biyografi sayfalarında sıkışıp kalır. Çünkü onların çoğu yalnızca kendi dönemlerinin insanlarıydı. Fakat bazı şahsiyetler vardır ki milletlerin medeniyet vicdanının bir parçasına dönüşür. İşte böyle insanlar son derece az ve nadirdir. Çünkü onlar geçici bir döneme ya da gelip geçen siyasi tartışmalara bağlı değildir. Onlar insanın özüne ve toplumun derin hafızasına bağlıdır. Bu nadir şahsiyetlerin arasında Ata Terzibaşı adı özel bir yer tutar. O yalnızca çok yazdığı için ya da güçlü bir dil yeteneğine sahip olduğu için önemli değildir. Aynı zamanda sıradışı bir arşiv ve belgeleme kabiliyeti taşıdığı için de değildir. Onu farklı yapan şey omuzlarında ağır bir medeniyet görevi taşımasıdır. O görev ise Irak Türkmen hafızasını siyasi dönüşümlerin göçlerin kültürel kopuşların ve yavaş yavaş yayılan unutuluşun aşındırıcı etkisinden kurtarmaktı.

Ata Terzibaşı Irak’ın büyük siyasi ve fikri çalkantılar yaşadığı bir dönemde yaşadı. İsteseydi siyasi bir hatip olabilir ideolojik bir yazar ya da günlük olayların peşinden koşan sıradan bir gazeteci olabilirdi. Fakat o bambaşka ve çok daha zor bir yolu seçti. Çünkü siyasetin gürültüsü ne kadar yükselirse yükselsin geçici olduğunu erken yaşta anlamıştı. Medya gürültüsü yıllar geçtikçe silinir giderdi. Ama geriye kalan şey halkın ruhu dili hikayeleri türkülerı manileri lehçeleri ve gündelik hayatın küçük ayrıntılarıydı. Bu yüzden daha genç yaşlarından itibaren başkalarının önemsiz gördüğü küçük ayrıntıları toplamaya başladı. Çünkü onun gözünde gerçek medeniyet tam da bu ayrıntıların içinde yaşıyordu.

İşte onun büyük farklılığı da burada başlar. O kültürü yalnızca entelektüel bir süs ya da halktan kopuk elit bir uğraş olarak görmedi. Kültürü toplumun varlığını koruyan temel kap olarak gördü. Bu nedenle bütün eserleri büyük bir kültürel mirasa sahip bir şehrin karanlıkta kaybolmasını önlemek için verilmiş büyük bir mücadele gibidir. Sanki içinde derin bir korku taşıyordu. Bir gün Kerkük türkülerinin kaybolacağından eski lehçelerin öleceğinden ve sözlü kültürün kimsenin tanımadığı uzak bir yankıya dönüşeceğinden korkuyordu.

Ata Terzibaşı’nın kişiliğine dikkatle bakıldığında onun sıradan bir yazar olmadığı hemen anlaşılır. O olağanüstü bir medeniyet hassasiyetine sahipti. Sakin üslubu titiz belgeleme yöntemi ve küçük ayrıntılara gösterdiği yoğun dikkat onun sürekli aynı hissi yaşadığını düşündürür. Zaman toplumdan geri getirilemeyecek şeyler çalıyordu ve onun ahlaki görevi bunlar kaybolmadan önce kurtarmaktı. Bu yüzden onun düşünce projesi şahsi bir şöhret ya da bireysel bir ihtişam projesi değildi. O uzun nefesli bir kurtarma hareketiydi ve sahibi kendisini bütün bir halkın hafızasından sorumlu hissediyordu.

Belki de onu Iraklı ve Arap aydınlarının çoğundan ayıran şey tam olarak buydu. Birçok yazar siyasi söylemlerle ideolojik tartışmalarla ya da bireysel ifadelerle meşgul olurken Ata Terzibaşı sade insanın gündelik hayatın ve kimsenin fark etmeden yanından geçtiği küçük ayrıntıların yanında durdu. O gerçek medeniyetin yalnızca saraylarda ya da resmi kurumlarda yaşamadığını biliyordu. Medeniyet eski çarşılarda halk kahvelerinde kadınların söylediği hoyratlarda ve sıradan insanların kullandığı günlük kelimelerde de yaşıyordu. Çünkü o insanların farkında bile olmadan seslerinin içinde uzun bir medeniyet tarihini taşıdıklarını hissediyordu.

İşte bu yüzden onun eserleri birçok kuru akademik kitaptan farklı bir ruha sahiptir. İnsan onun kitaplarını okurken soğuk bir arşiv metniyle karşı karşıya olduğunu hissetmez. Tam tersine eski Kerkük sokaklarında yürüyormuş gibi olur. Çarşıların kokusunu duyar satıcıların sesini işitir halkın lehçelerini ve türkülerini hisseder. Sanki yazar yalnızca bilgi aktarmıyor hayatın kendisini yeniden metinlerin içine üflüyordu. Bu güç yalnızca dil becerisi değildi. Bu aynı zamanda mekana halka ve hafızaya karşı kurduğu derin duygusal ilişkinin bir yansımasıydı.

Ata Terzibaşı olağanüstü derecede güçlü bir arşiv zihnine sahipti. Sıradan insan küçük ayrıntıların yanından geçer gider ama o her küçük ayrıntıda korunması gereken bir medeniyet izi görürdü. Milletlerin kimliklerini bir anda kaybetmediğini biliyordu. Kimlik yavaş yavaş kaybolurdu. Halk kelimeleri unutulduğunda hikayeler sustuğunda eski türküler öldüğünde toplum kendi ruhunu kaybetmeye başlardı. Bu yüzden hayatı boyunca atasözlerini hoyratları halk türkülerini lehçeleri ve eski kelimeleri topladı. Çünkü bunların sadece folklor malzemesi olmadığını biliyordu. Bunlar toplumun ruhunu ve psikolojik tarihini ortaya çıkaran derin şifrelerdi.

İşte onun gerçek projesinin derinliği burada anlaşılır. O yalnızca halk kültürü araştırmacısı değildi. Özünde Irak medeniyet hafızasının bir bekçisiydi. Bu ifade ilk bakışta şiirsel görünebilir ama aslında son derece doğru bir tanımdır. Çünkü hafıza bekçisinin görevi yalnızca yeni fikirler üretmek değildir. Aynı zamanda var olanı kaybolmaktan korumaktır. Medeniyetler yalnızca savaşlarla çökmez. Hafızaları koptuğunda da çökerler. Yeni nesiller atalarının sesini anlayamaz onların dilini hissedemez hale geldiğinde toplum içten içe çözülmeye başlar.

Ata Terzibaşı Kerkük’ün yalnızca coğrafi bir şehir olmadığını çok iyi anlamıştı. Kerkük yaşayan bir varlıktı. Hafızası ruhu lehçesi ve kendine özgü bir ritmi vardı. Bu yüzden hayatının büyük bir bölümünü bu ruhu belgelemeye adadı. Modern dönüşümlerin baskısı altında yok olmadan önce onu kayda geçirmek istedi. Belki de bu yüzden bugün onun kitapları kendi döneminden daha değerlidir. Çünkü şehirler değişiyor lehçeler zayıflıyor göçler toplumları parçalıyor ama onun eserleri kaybolma tehlikesi yaşayan bir dünyanın canlı şahidi olarak kalıyor.

Psikolojik açıdan bakıldığında onun kişiliği çatışmadan çok derin düşünmeye yakındı. Yazılarındaki belirgin sakinlik bize gösteriyor ki o fikir gürültüsünü sevmeyen gösterişli söylemlerden uzak duran bir insandı. Sessiz bilginin ve titiz belgelemenin gücüne inanıyordu. Bu nedenle kimlik tarih ya da milli meseleler üzerine yazarken bile sert ve öfkeli bir hitap dili kullanmadı. Çünkü bağırmanın geçici duygular oluşturabileceğini ama kalıcı bilgi üretemeyeceğini biliyordu.

Bu özellik ona Iraklı araştırmacılar arasında özel bir yer kazandırdı. Çünkü o aynı anda tarihçinin ruhunu arşivcinin titizliğini ve edebiyatçının duyarlılığını taşıyordu. Geleneksel tarihçi çoğu zaman büyük olaylarla ve resmi belgelerle ilgilenir. Fakat Ata Terzibaşı gerçek tarihin gündelik hayatın küçük ayrıntıları içinde yaşadığına inanıyordu. Bu yüzden atasözlerine halk türkülerine hoyratlara ve lehçelere siyasi anlaşmalar kadar önem verdi.

Onun kültürel projesinin dikkat çeken bir başka yönü ise yalnızca elit kesime hitap etmemesiydi. Kitaplarını okuyan insan kendisini yabancı hissetmez. Çünkü bu eserler insanı iyi tanıyan ve onun değerini hisseden bir ruhla yazılmıştır. Okur onun eserlerinden çıktığında yazarın toplumu dışarıdan incelemediğini tam tersine o toplumun içinde yaşadığını hisseder.

Onu Irak’ın büyük isimleriyle karşılaştırdığımızda farklılığı daha da belirginleşir. Mesela Mustafa Cevad büyük dil alimi ve akademik otoriteyi temsil ederken Ata Terzibaşı daha sessiz daha geri planda duran ve ömrünü hafızayı korumaya adayan kültürel bir rahibe benziyordu. Cevad Ali büyük bir medeniyet tarihi inşa etmeye çalışırken Ata Terzibaşı günlük hayatın ince katmanlarına indi. Halk türkülerini lehçeleri ve sıradan insanların hayatını toplumun iç dünyasını anlamanın anahtarı olarak gördü.

Halk kültürü araştırmacılarıyla karşılaştırıldığında da onun daha duygusal bir yön taşıdığı görülür. Çünkü eserleri yalnızca akademik incelemeler gibi durmaz. Bazen unutulmasından korktuğu bir şehre yazılmış uzun aşk mektupları gibidir. Her kitabı sanki Kerkük ruhunun bir parçasını zamanın ağzından kurtarma çabasıdır.

Onun en büyük özelliklerinden biri de siyasi anın esiri olmamasıydı. Yirminci yüzyılda birçok yazar şöhretini siyasi tartışmalar üzerinden kazandı sonra zaman değişince unutuldu. Fakat Ata Terzibaşı’nın adı yaşamaya devam etti. Çünkü onun projesi siyasetten daha derindi. O insanı ve kültürel hafızayı koruma projesiydi. Bu nedenle eserlerinin değeri zaman geçtikçe azalmadı tam tersine daha da büyüdü.

Bugün insan onun kitaplarını okurken sanki geleceği önceden görmüş bir adamla karşılaşır. Modernleşmenin göçlerin ve siyasi dönüşümlerin yerel kültürleri eritmeye başlayacağını çok erken anlamıştı. Bu yüzden o kültürel özellikleri kitaplara sabitlemeye çalıştı ki tamamen yok olmasınlar.

İşte onun gerçek büyüklüğü burada yatar. O geçmişe romantik bir özlem duyduğu için değil insanın hafızasız kaldığında köksüz ve kırılgan bir varlığa dönüşeceğini bildiği için bu mirası topluyordu. Halk türkülerini lehçelerini ve hikayelerini unutan toplumlar zamanla ruhsal dengelerini kaybetmeye başlarlar.

Ata Terzibaşı kültürün hayatın kenarında duran süslü bir unsur olmadığını biliyordu. Kültür toplumun devamlılık hissini oluşturan iç yapıdır. Bu nedenle folklora olan ilgisi yüzeysel bir merak değildi. O halk atasözlerini türküleri ve hikayeleri insanların nasıl düşündüğünü nasıl sevdiğini nasıl korktuğunu gösteren psikolojik belgeler olarak görüyordu.

Bu yüzden onun eserleri bugün hala canlıdır. Çünkü okur bu kitaplarda yalnızca bilgi bulmaz aynı zamanda hayat bulur. Iraklı sade insanın konuşmasını şarkı söylemesini gülmesini ve üzülmesini hisseder. Böylece okuma kuru bir bilgi edinme süreci olmaktan çıkar ve duygusal bir tecrübeye dönüşür.

Belki de onun kişiliğinde en dikkat çekici şey sessiz çalışmaya gösterdiği büyük sadakatti. O yıllar boyunca topladı belgeledi araştırdı ama hızlı şöhretin peşinden koşmadı. Bu da bize geleceğe çalışan nadir insanlardan biri olduğunu gösteriyor. Çünkü hızlı ün arayanlar anlık alkış peşindedir. Oysa Ata Terzibaşı geleceğe kalacak bir hafıza inşa etmeyi seçti.

Bu yüzden bugün onun değeri yalnızca Türkmen ya da Kerküklü bir araştırmacı olmasından ibaret değildir. O Irak’ın modern hafızasının en önemli koruyucularından biridir. Çünkü Irak çok sesli çok lehçeli ve çok kültürlü bir ülkedir. Bu çeşitliliğin kaybı Irak ruhunun bir parçasının kaybı demektir.

Bu nedenle Ata Terzibaşı artık yalnızca bir yazar değil aynı zamanda Irak kültür tarihinin büyük bir şahididir. Şehre halka ve mirasa duyduğu derin sevgiyi büyük bir düşünce projesine dönüştürmüş ve böylece zaman değişse bile etkisi yaşamaya devam etmiştir.

Onun projesinin insani derinliğini düşündüğümüzde anlarız ki yaptığı en büyük şey yalnızca Türkmen mirasını korumak değildi. O aynı zamanda mekanın insan ruhundaki hissini korudu. Çünkü şehirler yalnızca taşlardan ibaret değildir. Şehirler insanların içinde yaşadığı duygusal hafızalardır. Bu hafıza kaybolduğunda şehirler ruhsuz yerlere dönüşür. İşte bu yüzden Ata Terzibaşı Kerkük ruhunun bir parçasını yok olmaktan kurtardı ve gelecek nesillere kaybolmak üzere olan bir dünyaya açılan pencere bıraktı.

Ata TERZİBAŞI: Bize kendisini göstermek için yazan değil halkı göstermek için yazan gerçek aydın örneğini bıraktı. Çünkü o insanlara “Bana bakın” demedi. “Bu sade insanlara bakın onlar toplumun ruhunu taşıyorlar” dedi. Belki de bu yüzden adı Irak kültürel hafızasında yaşamaya devam ediyor. Çünkü o kendisini değil insanı şehri ve sessizce güzel şeyleri çalan zamanı yazıyordu. Ve bütün bunların ortasında elinde bilgi feneriyle son hikayenin sönmemesi için tek başına duran bir adam vardı.

Paylaş:

Continue Reading

Previous: عطا ترزي باشي .. امين التراث التركماني العراقي
Next: Irak Türkmenleri ve Kara Yıllar 300 Bin Türkmen, Baas Rejiminin Kurbanı

Related Stories

616164067_25943325738638026_2754063185486997796_n
  • Dr. Şemsettin Küzeci

“Ben”

Dr. Şemsettin Küzeci 6 Eylül 2026
c3211ced-afc3-49d7-9f60-bb0cfa9c7de8
  • Gülhan Gürbüz

Gülhan Gürbüz’le Pazar’dan Pazar’a

Gülhan Gürbüz 6 Eylül 2026
Görsel
  • Akademik Makaleler

Şanghay İşbirliği Örgütünün Bişkek’teki Zirvesinde: Türkçe Diyalogdan Çok Kutuplu Dünyaya

Kerkük Gazetesi 4 Eylül 2026

Güncel Haberler

Azerbaycan’da Türk dünyasının gururu, Nobel Ödülü sahibi Aziz Sancar’ın 80. yaşı konfrens’la kutlandı 486bdb06-3843-44fe-9861-2f2886367585 1

Azerbaycan’da Türk dünyasının gururu, Nobel Ödülü sahibi Aziz Sancar’ın 80. yaşı konfrens’la kutlandı

10 Eylül 2026
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Irak Parlamento Başkanı Heyber El- Halbusi’yi kabul etti. 801755650_2129608307661630_1906316600959363173_n 2

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Irak Parlamento Başkanı Heyber El- Halbusi’yi kabul etti.

10 Eylül 2026
CABBAR ALi TEZELİ 171243861_958814158255564_4060839543177966863_n 3

CABBAR ALi TEZELİ

9 Eylül 2026
Irak Parlamentosu Başkanı Heybet El-Halbusi Ankara’da 801971736_1388874576769950_7256356418838942117_n 4

Irak Parlamentosu Başkanı Heybet El-Halbusi Ankara’da

9 Eylül 2026
“Kadınlar gülerse, dünya güler”: Bakü’de Azerbaycan, Özbekistan ve Türkiye kadınlarını bir araya getiren Birlik Gecesi düzenlendi 5a4267fa-c8eb-45ff-8aa9-d07994e59357 5

“Kadınlar gülerse, dünya güler”: Bakü’de Azerbaycan, Özbekistan ve Türkiye kadınlarını bir araya getiren Birlik Gecesi düzenlendi

9 Eylül 2026

Editörden

8a680ac8-4ae7-4206-affa-f7b541cd7857
  • Azerbaycan
  • Editörden

Şemsettin Küzeci’nin Azerbaycan Kitaplarının imza günü

11 Ocak 2026
178386911_1925588547591950_2559509787806110237_n
  • Dr. Şemsettin Küzeci
  • Editörden
  • Haberler
  • Türkmeneli
  • Yazarlar

Irak Türkmen Cephesi 26 Yaşında

24 Nisan 2021
ALTUNKÖPRÜ ŞEHİTLERİ (1)
  • Dr. Şemsettin Küzeci
  • Editörden
  • Türkmeneli
  • Yazarlar

30. Yılında Kerkük’te Altunköprü Katliamı

28 Mart 2021

Videolar

eed5bfac-185e-4361-a144-ea9eb702ee9d
  • Azerbaycan
  • Basın
  • Haberler
  • Türk Dünyası
  • Türkmen Edebiyatı
  • Video
  • Videolar

Kerkük’ün Milli Yazarı Ata Terzibaşı’nın Hayatı Filim Oldu

26 Aralık 2024
demirel
  • Haberler
  • Türk Dünyası
  • Türkiye
  • Türkmeneli
  • Videolar

20 önce Süleyman Demirel Irak Türkmen Öğretmenlerini kabul etmişti

23 Aralık 2020
indir
  • Basın
  • Haberler
  • Türkmen Basını
  • Türkmeneli
  • Videolar

Kerkük Gazetesi’nin YouTube kanalı açıldı

16 Kasım 2020

Foto Galeri

DSCI8493
  • Basın
  • Foto Galeri
  • Haberler

Türkmeneli TV’nin eski Teknik Müdürü Sacit Baydar Vefat etti

17 Ekim 2020
M ZİYA1
  • Foto Galeri
  • Kitap
  • Kütüphane

Mustafa Ziya’nin Küçük Not Defterinden Şiirler kitabı çıktı

20 Ocak 2020
1828866_620x410
  • Foto Galeri

ABD’li komutandan Münbiç’e ziyaret!

8 Şubat 2018
Facebook
kerkuk_turkuleri
Youtube

AMACIMIZ

Irak’taki Türkmenlerin gerçek anlamda varlıklarını, birlik ve beraberliklerini sağlamak; gazete yoluyla da sıkıntılarını, kültürlerini ve varlıklarını dünyaya tanıtmak ve Türk dünyası arasında bir köprü oluşturmaktır.

Bizi Takip Edin

Facebook Twitter Youtube Instagram
Menu
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Türkmeneli’ni Tanıyalım
  • Kerkük Türküleri
  • Kerkük Kültür Derneği
  • Kitaplarımız
  • İletişim

  • HABERLER
  • Yazarlar
  • Multimedya
  • Kütüphane
  • Kültür – Sanat
  • Röportajlar
  • Genel Tanıtım
  • Facebook
  • Twitter
  • Youtube
  • Instagram
Copyright © All rights reserved. | MoreNews by AF themes.