İki Yılın Ardından Irak’ın Silah Satın Alma Planı Bilançosu
Ali BAYATLI – BAĞDAT / Irak İçişleri Bakanlığı, vatandaşlardan silah satın alma planının sona yaklaşmakta olduğunu açıkladı. Yaklaşık iki yıl önce başlatılan bu plan, kontrolden çıkan silahların devletin tekelinde toplanmasını hedefliyordu. Ancak bugüne kadar elde edilen sonuçlar hükümetin beklentilerinin gerisinde kaldı ve çabalar, sorunun büyüklüğü ve karmaşıklığı karşısında sınırlı görünmeye devam ediyor.
Bakanlık 2024 yılının başında Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani’nin programı çerçevesinde ilk kez böylesi bir projeyi duyurmuş ve resmi bir elektronik platform ile yüzlerce merkez aracılığıyla Iraklılardan silah satın alınacağını açıklamıştı. Fakat uygulamada bu adımın köklü bir dönüşüm yaratmadığı ortaya çıktı. Zira mesele tek bir girişimle çözülemeyecek kadar derin ve 2005’ten bu yana görev yapan hükümetler bu sorunu kökten çözmekte başarısız oldu. Sivillerin elindeki silahların yaygınlığı ise suç oranlarının ve şiddet olaylarının artmasına doğrudan neden olmaya devam etti.
Ulusal Silahları Düzenleme Komitesi Sözcüsü, silah kayıtlarının yapılması için son tarihin Aralık ayının sonunda dolacağını ve bu tarihten sonra kaydı bulunmayan tüm silahların yasa dışı kabul edilip el konulacağını duyurdu. Ayrıca, silahın türüne göre para cezasından hapis cezasına kadar değişen yaptırımlar uygulanacağını belirtti. Son dönemde vatandaşların “Ur” portalı üzerinden kayıt işlemlerine daha fazla ilgi gösterdiği, silahların incelenip kayda geçirildikten sonra sahiplerine resmi bir belge ile birlikte iade edildiği aktarıldı.
Buna karşın İçişleri Bakanlığı’ndan güvenlik kaynakları, büyük bir bütçe ayrılmasına rağmen planın beklentileri karşılamadığını itiraf etti. Birçok vatandaş güvenlik kaygıları nedeniyle silahlarını teslim etmek yerine elinde tutmayı tercih etti. Ayrıca siyasi güçler, silahlı gruplar ve nüfuzlu aşiretler sürece gerçek anlamda destek vermedi ve silahlarını bırakmayı reddetti. Bu da devletin silahı tek elde toplama çabalarını siyasi, toplumsal ve güvenlik boyutlarıyla oldukça karmaşık bir sorun haline getiriyor.
Sivil toplum temsilcileri ise hükümetin girişiminin iyi niyetli olduğunu ancak toplumsal yapı ve mevcut güvenlik kültürüyle çeliştiğini dile getirdi. Iraklı vatandaşlar, devletin kontrolü dışında hareket eden silahlı gruplarla çevrili olduklarından, silahlarını kendi güvenlikleri için zorunlu bir araç olarak görmeye devam ediyor. Buradan da haklı bir soru doğuyor: Silahların en ağır ve en tehlikeli türleri hâlâ milislerin, partilerin ve aşiretlerin elindeyken vatandaşlardan nasıl silahlarını teslim etmeleri beklenebilir?
Irak’ta silahların denetim dışı yaygınlığı, ülkenin güvenlik ve istikrar önündeki en büyük engellerden biri olarak varlığını sürdürüyor. Başbakan Sudani, hükümet programında bu sorunu sona erdirme sözü vermiş olsa da, sahadaki gerçekler devletin bu taahhüdünü yerine getirme kapasitesine dair ciddi şüpheler uyandırıyor. Milisler, silahlı gruplar ve aşiretler arasında silahların yaygın olarak bulunması, sıradan vatandaşların da evlerinde silah bulundurma alışkanlığını sürdürmesine yol açıyor. Bu durum, Amerikan işgalinin ardından ortaya çıkan güvenlik boşluğunun bir mirası olarak görülüyor ve meselenin ancak kapsamlı bir stratejiyle çözülebileceğini gösteriyor. Bu strateji devletin otoritesini öncelikle silahlı gruplar üzerinde tesis etmeli ve nihayetinde silahları yalnızca resmi kurumların denetiminde toplamalıdır.
