Ümitle Endişe Arasındaki Türkmencemiz
Önder Saatçi
Geçenlerde okumuş olduğum bir makalede[1] Irak Türkmen ağızlarına girmiş olan birçok Arapça kalıp ifade olduğunu öğrendim. Türkmencemizde eskiden de epeyce Arapça kelime vardı. Fakat bu makalede tespit edilenlerin hem sayıca çokluğu hem de bunların artık kalıplaşmış örnekler olmaktan çıkıp neredeyse dilimizin bir parçası hâline gelmeleri beni ciddi şekilde endişelendirdi. Geçmişte de ‘alâ kullin (على كل ) “her neyse”, ‘eleses (على اساس ) “esasen, ona dayanarak, öyle ki”, haẕahuvve (هذا هو ) “işte böyle”, vb. kalıplaşmış ve dilimize yerleşmiş ifadeler vardı elbette. Fakat artık Arapçanın daha başka söz kalıplarının da olduğu gibi Türkmenceye aktarılması dilimizin bir karma dil olma yoluna girmiş olduğunu gösteriyor âdeta.
Makaleden öğrendiğim ve çocukluğumda Kerkük’te hiç duymadığım; fakat belli ki son 30-40 yılda Türkmencemize yerleşmiş bulunan bazı örnekler şunlar: leylet hinne (ليلة حنا ) “kına gecesi”, el- mühim (المهم) “önemli olan”, min ey nâḥiye (من اي ناحية ) “hangi yönden”, fi-każâ’ Kifri (في قضاء كفري ) “Kifri ilçesinde”, vb. Şu da eskilerin mülemma[2] dedikleri türden: fi sebil hoş günner (في سبيل خوش گوننر ) “Güzel günlerin hatırına”… Bu kalıp ifadelerin ağızlarımızla ilgili akademik tezlerden alınmış olması da ayrı bir problem. Çünkü 70’li yıllarda derlenmiş ve tezlerin temelini teşkil etmiş metinlerden, Türkmencemizin, Türk dilinin zengin kelime hazinesine ve çeşitli ifade imkânlarına ulaşılabilirken, şimdiki tezlerin dayandığı metinlerden böylesine bir malzemeye ulaşmak dilimizin geleceği için çok ciddi bir sorun. Bu manzara karşısında ister istemez şu soru akla geliyor: Türkmen okulları bu gidişata dur demek için birer kale olabilir mi?..
Makaleden öğrendiğime göre, dilimizi saran Arapça kalıp ifadelerin bir kısmı da eğitim alanından: terbiye esasiyye (تربية اساسية ) “temel eğitim”, EL-dirase’t-Turkmâniyye (الدراسة التركمانية ) “Türkmen eğitimi”, kulliyyet âdâb (كلية اداب ) “Edebiyat Fakültesi”, vb. Fakat bu gruptaki kelimelerin hemen tamamının özel isim veya terim niteliğinde olması, belki bir züğürt tesellisi olacak ama, biraz olsun yüreklerimize su serpiyor. Ne de olsa, Irak’ta resmî dil Arapça…
Şimdi gelelim bizi ümitlendiren gelişmelere: Günlük konuşma dilimiz bu ölçüde zedelenmişken Irak Türkmenleri artık kendi dillerinin zenginliklerini yeniden keşfedercesine birçok yayına da imza atmaktalar. Bu konuda birkaç kitap da bize ulaşmış durumda. Bu kitaplar Irak Türkmen ağızlarının zengin kelime hazinesini yeni nesillerin önüne seriyor. Türkmence Sözlerinde İpin Ucu (Yaşar Saçıuzun-Yılmaz İ. Abdioğlu), Tükmanca Sözlükler Altunköprü Türkman Şivesi (Ekber Ahmet Kassab), Özgün Türkmen Dili ve Kültürü (Zahide Halil EL-Assafi) bunlardan birkaçı. Bu kitaplarda çeşitli konu başlıkları altında Türkmencemizin bugün unutulmaya yüz tutmuş kelimeleri (kuş adları, balık adları, yemek adları, çeşitli akrabalık adları, ikilemeler, dualar, beddualar, vb.) listeleniyor. Bu kitapların “amatör” diyebileceğimiz yazarlar tarafından ortaya konması bence bu çabayı daha da kıymetli kılıyor. Bunlar alanın uzmanları için birer malzeme ve çıkış noktası teşkil edecek, zamanla akademik çalışmaların önünü açacaktır. Öte yandan, yeni yeni hikâyecilerimizin (İlaf Köprülü, Abdulkadir Hacıoğlu, Gülinaz Çolakoğlu, Derya Ömer, …) ve şairlerimizin (Ahmet Akın, Ali Neccar, Erkan Karakaş, Hasan Seyyid, Mahmut Bezirgân, …) yetişmiş olması da bizi dilimizin geleceği açısından ümitlendiriyor. Ahmet Halil Kassab’ın yayına hazırlamış olduğu Irak Türkmen Edebiyatında Genç Kalemler kitabında tam 33 genç şairimizin şiirleri yer alıyor. Geçmişte hoyratlar nasıl ki dilimizi muhafaza ettiyse bugün de bu ulvi ve mukaddes vazifeyi bu genç şairler yerine getiriyor.
Türkmencemiz bu hengâmeden de inşallah daha fazla yara almadan çıkacaktır. Zira, Irak’ta, 2003 sonrasında, geçmişe göre daha serbest bir ortamın bulunması, dilimiz ve kültürümüz bakımından bir fırsattır.
Ne demişler: Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.
[1] Noor Yalmaz Nooraldeen Nooraldeen-Nevzat Özkan, “Irak Türkmen Türkçesinde Arapça Kalıp Sözler Üzerine Bir İnceleme”, TÜRKLAD, 9. Cilt, 2. Sayı, 2025, s. 435-446.
[2] Bir ifadenin veya bir cümlenin birden fazla dilden alınmış kelimelerle kurulması.
