Skip to content
7 Ekim 2026
  • Facebook
  • Twitter
  • Youtube
  • Instagram
IRAK TÜRKLERİNİN BAĞIMSIZ SİYASİ GAZETESİDİR

IRAK TÜRKLERİNİN BAĞIMSIZ SİYASİ GAZETESİDİR

Özgür Basın, Özgür Toplum

Sosyal medya hesaplarımız

  • Facebook
  • Twitter
  • Youtube
  • Instagram
Primary Menu
  • HABERLER
    • Akademik Makaleler
    • Arapça
    • Azerbaycan
    • Basın
    • Dünya
    • Editörden
    • İngilizce
    • Kitap
    • Kültür – Sanat
    • Türkiye
  • Yazarlar
  • Multimedya
  • Kütüphane
  • Kültür – Sanat
  • Röportajlar
  • Genel Tanıtım
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Türkmeneli’ni Tanıyalım
  • Kerkük Türküleri
  • Kerkük Kültür Derneği
  • Kitaplarımız
  • İletişim
  • Home
  • Kültür - Sanat
  • Neslihan Yaşar ve  “Kazan Tatar Edebiyatının Saklı Cevheri: Derdmend”
  • Dr. Şemsettin Küzeci
  • Eserler
  • Kültür - Sanat
  • Yazarlar

Neslihan Yaşar ve  “Kazan Tatar Edebiyatının Saklı Cevheri: Derdmend”

Dr. Şemsettin Küzeci 1 Ekim 2026
a4e5238d-297e-4d92-a668-a04501fb2155

Röportaj:

Neslihan Yaşar ve  “Kazan Tatar Edebiyatının Saklı Cevheri: Derdmend”

Dr. Şemsettin Küzeci

Genç Araştırmacı yazar Neslihan Yaşar’ı Yüksek Lisan tezi olarak Kazan Tatar Edebiyatında saklı cevher şair “Derdmend” hakkında araştırma yaparak tezini başarıyla savundu. Bu şairin Dil ve Üslup üzerine bir inceleme yaparak tezini kitaplaştırdı. Ankara 2026 tarihinde Ankara Bilgem yayınevi tarafından basılan kitap edebiyat camiasında büyük ilgi gördü. Bizler de Neslihan Yaşar’ı ve bu değerli eserini okurlarımıza tanıtmak istedik. Kendisiyle bir röportaj yaparak iç dünyasını kendimizi misafir kıldık.

Giriş

Türk dünyasının geniş coğrafyasında, zamanın ve tarihin derinliklerinden süzülerek günümüze ulaşan nice edebî cevher vardır. Kimi zaman bir kitabın sayfaları arasında, kimi zaman bir şiirin mısrasında, kimi zaman da halkın hafızasında saklı kalan bu cevherler, keşfedilmeyi bekler. İşte Derdmend, Kazan Tatar edebiyatının böyle saklı kalmış, fakat ışığı yüzyılları aşmaya devam eden değerli şairlerinden biridir. Kazan Tatar edebiyatı, Türk dünyasının ortak kültür hazinesinin önemli halkalarından birini oluşturur. Volga kıyılarında şekillenen bu edebiyat; tarih, inanç, dil, gelenek ve millet şuurunun güçlü izlerini taşır. XIX. ve XX. yüzyıllarda büyük bir gelişme gösteren Kazan Tatar edebiyatı, yalnızca kendi coğrafyasının değil, bütün Türk dünyasının kültür ve sanat hayatına önemli şahsiyetler kazandırmıştır. Bu şahsiyetlerden biri de Derdmend, yani Zakir Remiyev’dir.

Derdmend’in şiir dünyasına girildiğinde insan, kelimelerin ötesinde bir ruh hâliyle karşılaşır. Onun şiirlerinde hüzün vardır; fakat bu hüzün yalnızca bir karamsarlık değildir. Zamanın geçiciliği, hayatın faniliği, insanın yalnızlığı, vatan sevgisi, aşk, tabiat ve ölüm gibi büyük meseleler, şairin ince ve derin duyarlılığı içinde yeniden anlam kazanır. Derdmend, az sözle çok şey söyleyen; mısralarının arasına büyük düşünceler, sessiz acılar ve derin özlemler yerleştiren bir şairdir. Onun şiirlerinde söz, yalnızca söz değildir; bir hatıra, bir sızı, bir düşünce ve bazen de bir milletin ruhudur. Kelimeler, şairin kaleminde sade bir anlatım aracından çıkarak estetik bir dünyaya dönüşür. Derdmend’in şiirlerini okuyan insan, bir şairin iç dünyasına olduğu kadar Kazan Tatar toplumunun tarihî ve kültürel hafızasına da yaklaşır.

İşte bu değerli şairi yeniden gün ışığına çıkaran çalışmalardan biri, araştırmacı Neslihan Yaşar’ın “Kazan Tatar Edebiyatının Saklı Cevheri Derdmend” adlı eseridir. Yaşar, yalnızca bir şairi anlatmakla kalmıyor; adeta zamanın örttüğü bir kapıyı aralayarak okuyucuyu Derdmend’in şiir dünyasına davet ediyor. Şairin dili, üslubu, kelime dünyası ve sanat anlayışı üzerinde yaptığı titiz inceleme, Derdmend’in edebî şahsiyetini daha yakından tanımamıza imkân sağlıyor.

Neslihan Yaşar’ın çalışmasının en kıymetli taraflarından biri de Derdmend’in eserlerini yalnızca akademik bir nesne olarak ele almamasıdır. Şairin mısralarındaki ruhu, kelimelerin ardındaki anlamı ve şiirin taşıdığı estetik değeri ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Böylece araştırma, kuru bir inceleme olmaktan çıkarak okuyucuyu Kazan’ın kültür iklimine, Tatar Türklerinin edebî hafızasına ve Derdmend’in iç dünyasına götüren bir yolculuğa dönüşmektedir.

Derdmend’in “saklı cevher” oluşu da burada anlam kazanmaktadır. Türk dünyasının büyük edebiyat hazinesi içerisinde onun adı, bazı büyük şairler kadar geniş kitleler tarafından bilinmeyebilir. Ancak bilinmeyen, değersiz olduğu anlamına gelmez. Bazen en kıymetli cevherler, toprağın altında uzun yıllar sessizce bekler. Onları bulmak için sabır, emek ve sevgi gerekir. Neslihan Yaşar’ın çalışması, Derdmend’in üzerindeki toprağı kaldıran ve onun şiirindeki ışığı bugünün okuyucusuna taşıyan bir emek mahsulüdür.

Bu çalışma aynı zamanda Türk dünyası edebiyatları arasındaki kardeşlik bağlarının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha göstermektedir. İstanbul’dan Kazan’a, Kerkük’ten Bakü’ye, Taşkent’ten Üsküp’e uzanan geniş Türk coğrafyasında farklı lehçelerle söylenen türküler, farklı alfabelerle yazılan şiirler ve farklı coğrafyalarda yetişen sanatçılar aslında aynı büyük kültür ağacının dallarıdır.

Derdmend’in şiirleri de bu ağacın derin köklerinden süzülen bir ses gibidir. Onun mısralarında insanı düşündüren bir sessizlik, kalbe dokunan bir hüzün ve geçmişten geleceğe uzanan bir kültür nefesi vardır. Neslihan Yaşar ise bu sesi bugünün okuyucusuna ulaştırarak Kazan Tatar edebiyatının saklı cevherlerinden birini yeniden görünür hâle getirmektedir.

Belki de Derdmend’i anlatmanın en güzel yolu, onu yalnızca bir şair olarak değil, zamanın içinden bize seslenen bir gönül insanı olarak görmektir. Çünkü gerçek şiir, yazıldığı çağda kalmaz; yılları, sınırları ve coğrafyaları aşarak yeni gönüllerde yeniden doğar.

Derdmend’in şiiri de böyledir.

Kazan’dan yükselen bu ince ve hüzünlü ses, bugün Türk dünyasının ortak edebiyat göğünde yeniden duyulmaktadır. Bu sesi bize ulaştıran Neslihan Yaşar’ın çalışması ise yalnızca bir araştırma değil, geçmiş ile bugün arasında kurulmuş değerli bir kültür köprüsüdür.

 

Biz sorduk Neslihan YAŞAR Cevapladı: “ Röportaj”

Özgeçmişiniz hakkında biraz konuşalım. Neslihan Yaşar kimdir?

Ben Neslihan Yaşar. Aslen Malatyalıyım, 29 yaşındayım. Özgeçmişim hakkında konuşmak gerekirse daha çok yazar profilim üzerinde durmak isterim. Yazmaya 12 yaşında şiir yazarak başladım. Okumaya ve yazmaya her zaman önem vermişimdir. Okumak benim için boş zaman aktivitesinden ziyade günlük yaşam ihtiyaçlarından biri ve hatta en önemlisidir. Zaten okumaya olan tutkumun neticesinde her şey gelişti. Lise üçüncü sınıftayken Sosyal Destek Projesi kapsamında yazarlık atölyesinde bir dönem eğitim aldım. Yazma üzerine aldığım ilk eğitimdi. Böylece erken yaşlarda senaryo yazarlığı alanında sertifikam olmuştu. Ve bu beni yazmaya daha çok teşvik etti. Okumak ve yazmak beni, üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne götürdü. Lisansımı bölüm ikinciliği, fakülte üçüncülüğü şeklinde dereceyle tamamladım. Yüksek lisansımı da Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bilim Dalında Tatar Türkçesi üzerine yaptım, onu da enstitü ikincisi olarak bitirdim. Her ikisini de Malatya İnönü Üniversitesinde okudum. 6 Şubat depreminden sonra Ankara’ya taşındık. O süreçte tezimle meşguldüm. Tezden sonra danışman hocamla kitap bölümü yazdık. Demem o ki üniversite bitmişti ama benim okumaya olan tutkum bitmiyordu, ben ne olursa olsun devam ediyordum. Bilimsel uğraşlarımın yanı sıra kendi yazılarımla da hep meşguldüm. Anlık gelen ilham ile bu zamana kadar çokça şiir, hikâye ve denemeler kaleme aldım, alıyorum. Her türden, farklı görüşlerden kitaplar okumaya gayret ediyorum. Anlayacağınız, benim “Boş”um da “Dur”um da yok. Geçtiğimiz sene bu zamanlarda online roman yazma atölyesine katılmıştım. Son olarak Gazi Üniversitesinde başlangıç seviye olmak üzere Azerbaycan Türkçesi kursuna gittim. Şu anda da hâlihazırda basılmış olan bu kitabımla meşgulüm.

İlgi alanınız nedir?

Özgeçmişimde de bahsettiğim gibi benim asıl ilgi alanım dil ve edebiyat. Okumak ve yazmak. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okurken sadece derslerden geçmek, diploma almak derdinde değildim. Tamamen özveriyle, zevkle okudum. Ufkum açıldıkça açıldı. Zaten bu yüzden yüksek lisansımı lehçeler üzerine yapmak istedim.

Türk Dünyası ile ilgili ne zamandan beri meşgul oluyorsunuz?

Türk dünyasına dair ilgim hep vardı ancak akademik olarak üniversite üçüncü sınıftayken ciddi anlamda meşgul olmaya başladım. O yıl Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları dersi almaya başladık. Dersin hocası ve aynı zamanda benim yüksek lisanstaki danışman hocam Prof. Dr. Ramilya Yarullina Yıldırım, Tataristanlıydı. Ve gerçekten alanında uzman bir isim. Ben bugün bu noktadaysam hocalarım açısından çok şanslı olduğum içindir. İşinin ehli insanlardı hepsi de. Üstelik çalışan, alana ilgi duyan öğrencilerine bilhassa özen gösteriyorlardı. Mesela ismini anmadan geçemeyeceğim, sayın hocam Prof. Dr. Erhan Aydın sayesinde ben alanımda uzmanlaşmak istedim. Kendisine Eski Türkçenin pîri desek yanlış olmaz. Lehçe dersi görene kadar Eski Türkçeye ilgiliydim aslında. Lehçelerle birlikte Türk dünyasının ne kadar geniş olduğunu öğrendim ve bu benim için gerçek anlamda büyük bir aydınlanma oldu. Zaten o dönemlerde Erhan hocam bana fazla olarak okumam için kitap getirirdi. Bu anlamda soruya verilecek asıl cevap tam olarak budur: Prof. Dr. Ahmet Buran hocanın kaleme aldığı “Kurşunlanan Türkoloji” eseri benim Türk dünyasına olan ilgimi pekiştirdi. Kitabı okuduktan sonra Türk coğrafyalarına dair belgeseller, röportajlar, gezi programları vs. izledim. Hatta o coğrafyalara gitmek, yakından görmek isteğiyle dolu doluydum. Bu istek hat safhada olduğu için seyahat programlarını not alarak izliyordum. İçlerinde en çok ilgimi çeken de Azerbaycan olmuştu. Daha o zamanlarda demiştim ilk gideceğim yer Azerbaycan olmalı, diye. Nitekim bu hayalim de Azerbaycan Türkçesi kursu vesilesiyle gerçekleşti. Bu anlamda da çok şanslı ve mutluyum.

Neden Kazan Tatar Edebiyatı?

Dediğim gibi çağdaş Türk lehçeleri dersinin hocası Tataristanlı olduğu için bilhassa Tatar Türkçesi üzerinde durduk. Derse olan ilgimin ve sevgimin farkına varan hocam yüksek lisans yapmam gerektiğini söyledi. Doğal olarak yüksek lisansta da Kazan Tatar Türkçesi ve edebiyatı üzerinde çalışmalarıma devam ettim. Görmüş olduğunuz bu eser de yüksek lisans tezimin kitaplaşmış hâli. Kazan Tatar Edebiyatında büyük öneme sahip olan şair Derdmend’in şiir ve hikâyelerini Türkiye Türkçesine aktarıp şiirlerini çeşitli başlıklar altında tahlil ettim. Önemli bir isim, önemli bir çalışma olarak sadece akademik camiada kalmasın, halktan insanlar da onun şiirlerini okusun, bilsin diye kitaplaştırmak istedik.

Kazan Tatar Edebiyatının Türk Dünyasındaki yeri nedir?

Kazan Tatar Edebiyatının tarihsel geçmişine baktığımızda bir zamanlar medeniyetin merkezi olduğunu görmekteyiz. Kazan Hanlığından önce İdil Bulgarları olarak anılan bu Türk topluluğu İslamiyet’i resmî din kabul eden ilk Türk topluluğudur, yıl 922. Coğrafik konumu itibariyle en eski zamanlarda müthiş bir ticaret yoluna sahipti. Zaten bu sebeple zaman içinde sürekli saldırı ve işgallere maruz kalmıştır. Buna rağmen edebiyatı hep canlı tutmaya çalışmışlardır. Asıl önemi burada başlar zaten. O kadar istilaya rağmen aydın kesimi hiç yılmadan ne yapması gerekiyorsa yapmış, eserleri muhafaza ederek günümüze kadar ulaştırmışlardır. Özellikle Rusların o topraklara girmesiyle Şehabettin Mercani, Kayyum Nasıri gibi önemli din adamları halkı aydınlatmaya çalışmış, dönemin imkânlarının da üstünde performans göstererek çokça eser bırakmışlardır. Hem kendileri hem de eserleri kendilerinden sonraki aydınlara güzel birer örnektir. Tatar halkı için aydınlık bir geleceğe ışık tutan Abdullah Tukay, Ayaz İshaki, Alimcan İbrahimov, Fatih Kerimi, Derdmend, Ayaz Gıylecev gibi aydınlar da 20. yy. başında öne çıkmış isimlerdir. Eserlerinde millî bir söyleyişin yanı sıra ceditçi bir yaklaşım hâkimdir. Tatarların hem millî hem de medeni olarak gelişimi için çok çalışmışlar, bugünün aydınlarına geçmişten gelen o köprüde birer basamak olmuşlardır. Dolayısıyla Tatar Türkçesi, Türk dünyasında Türk dilinin önemli bir kolu olan Kıpçak grubunun bir lehçesi olarak edebiyatıyla dilini ve kimliğini bu zamana kadar koruyagelmiştir, koruyacaktır da. Şunu da söylemekte yarar var ki Tatar Türkçesi günümüz Türk lehçeleri içerisinde eski Türkçeye en yakın olan lehçedir. Birçok kelime yapısal olarak çok fazla değişime uğramadan ilk hâlini korumuştur.

Ortak alfabe konusunda düşünceleriniz neler?

Ortak alfabenin temelleri bundan yüz yıl öncesinde atıldı biliyorsunuz ki. İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik!” şiarıyla hareket edilerek 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı ile tüm Türk dünyasında ortak bir alfabe için görüşüldü ve Latin alfabesinde karar kılındı. Yalnız bu kurultayda Rus hükûmetinin farklı bir planı vardı. Dolayısıyla o dönemde bağımsız olarak sadece Türkiye Cumhuriyeti 1928 yılında Latin alfabesine geçerek kararı uygulayıp günümüze kadar sürdürebildi. Diğer Türk devletleri ise aynı yıllarda bu alfabeye geçse de 10 yıl sonra Kiril alfabesine geçmek mecburiyetinde kaldı. Bir milleti yok etmek istiyorsanız önce dilinden başlayın diye bir söz vardır. Rus hükûmeti de tam olarak bunu yapmak istedi ve Türkleri birbirinden uzaklaştırmak için dilinden bilhassa alfabesinden işe başladı. Fakat bugün gelinen noktada bağımsız Türk devletleriyle ilişkiler çok güzel seyretmekte. Günümüzün siyasi ve politik bağlamda Türk devletleriyle olan ilişkisine baktığımızda çok güçlü etkiler görmekteyiz. Bugünkü manzara gerçekten bundan yüz yıl öncesinde görülmek istenen bir tabloydu. Ortak alfabe demek, Türkleri bir çatı altında toplayan en güçlü unsur demek. Ortak alfabeyle gelişen ortak edebiyat Türk halklarını yalnız dilsel bağlamda değil, kültürel bağlamda da yakınlaştıracaktır. O yüzden ortak alfabeyi gecikmiş ama güçleşmemiş bir adım olarak görmekteyim. Bununla birlikte çok daha güzel projeler ve aktivitelerle Turan birliği ileride hak ettiği değeri görecektir inşallah.

Ortak edebiyat aktiviteleri sizce yeterli mi?

Ortak edebiyat konusunda bugün Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları alanında çeviri eserler bağlamında elbette güzel gelişmeler var. Ancak yeterli mi? Akademik anlamda dahi zaman zaman eksiklikler görülebildiğine göre sanırım yetersiz. Ancak ortak alfabe neticesinde ortak edebiyatın da hızlı bir şekilde dil ve edebiyatımıza katkı sunacağı kanaatindeyim. Hangi alan olursa olsun, ne kadar çalışma yapılırsa yapılsın hiçbir zaman yeterli olmayacaktır. Yeterli olması için her çaba…

Yazarın toplumdaki görevi nedir?

Yazar, içinde bulunduğu toplumu temsil eder. İçinde yetiştiği kültürün en önemli taşıyıcısıdır. Yazdıklarıyla hem kendi halkına hem de ulaştığı takdirde diğer insanlara duygu ve düşüncelerini iletir. Bu bağlamda yazarın sorumluluğu son derece büyüktür. Çünkü onu okuyan biri ondan bir şeyler öğrenir. Bu bazen bir duygu bazen bir fikir bazen görüş… Bunu çoğaltabiliriz. Dolayısıyla bir yazar olarak naçizane görüşüm odur ki yazdıklarımızın en başta insanlığa hizmet etmesi gerekir. İyiyi anlatmalıyız, iyiyi öğretmeliyiz, iyiyi yaymalıyız. Geçmiş dönemdeki yazarlara baktığımızda da fark ediyoruz; kimi fikirleriyle akım oluşturmuş, kimi politik açıdan propaganda yapmış, kimi duygusal metinlerle bestelere imza atarak sanatı beslemiş, kimi ise halkını bilinçlendirmeye çalışmış. İşte halkını bilinçlendirenlere “aydın” diyoruz. Çünkü içinde bulunduğu toplumu aydınlatmayı hedef edinmiştir. Bugün bir öğretmen için de aydın terimini kullanabiliriz bence. Çünkü o da aynı hedefe hizmet etmekte: halkını geleceğe hazırlamakta. Bir öğretmenin aydınlatma sahası sınıf ile sınırlı. Oysa yazarın sınırı yoktur, o ulaşabildiği takdirde tüm dünyaya yetebilir. Bu bağlamda değerlendirirsek öğretmen bir mum ışığı ise yazar güneştir.

Gelecek projeleriniz neler?

Yakın gelecek için planlarım, yazdıklarımı yayımlamak olacaktır. Hikâye ve şiirlerimi basıma verip roman taslaklarımla ilgileneceğim. Çok beklettim okurlarımı. Ve üzerimde “Yayımla artık!” diye ciddi bir baskı var. Daha fazla geciktirmeden harekete geçmem lazım. Onun dışında malumunuz öğretmenlik sınavı vs. biraz ona kafa yormam gerekecek. Uzak gelecek içinse konuşmak oldukça erken. Yarının ne getireceğini bilemeyiz. Bu şekilde…

Röportajımızın sonunda Neslihan Yaşar hanımefendiye sonsuz teşekkür eder, kitabının da bol okunmasını temenni ederiz.

Paylaş:

Continue Reading

Previous: التراث الثقافي غير المادي لتركمان العراق [[دراسة في الذاكرة الحيّة والهوية الثقافية وسبل الصون]]
Next: 30 Eylül ABD Irak’tan Çekildi. İşgal Bitti. Kubat Talabani’nin açıklaması

Related Stories

ZEHRA EKREM.
  • Azerbaycan

Zehra Ekrem’den “Bana Yeter” şiiri

Kerkük Gazetesi 5 Ekim 2026
dd5b2d99-cd66-4250-9fe7-46182183c7ca
  • Eserler

Ahmet Köseoğlu’nun “KENDİNİ BULAN ŞEHİR”  Kitabı çıktı

Kerkük Gazetesi 5 Ekim 2026
b14d3bc5-9194-458f-915d-06d3a879ccaf
  • Azerbaycan

QƏNİRƏ PAŞAYEVAYA

Kerkük Gazetesi 5 Ekim 2026

Güncel Haberler

Irak Bakanlar Kurulu toplantısında alınan kararlar img_4746 1

Irak Bakanlar Kurulu toplantısında alınan kararlar

7 Ekim 2026
Bakan Fidan: Mekke Savunma İttifakı Anlaşması’nın kurumsallaşması çalışmalarının sonuna geldik thumbs_b_c_26a36792e56694ffffefdf1d86c00974 2

Bakan Fidan: Mekke Savunma İttifakı Anlaşması’nın kurumsallaşması çalışmalarının sonuna geldik

6 Ekim 2026
Zehra Ekrem’den “Bana Yeter” şiiri ZEHRA EKREM. 3

Zehra Ekrem’den “Bana Yeter” şiiri

5 Ekim 2026
Ahmet Köseoğlu’nun “KENDİNİ BULAN ŞEHİR”  Kitabı çıktı dd5b2d99-cd66-4250-9fe7-46182183c7ca 4

Ahmet Köseoğlu’nun “KENDİNİ BULAN ŞEHİR”  Kitabı çıktı

5 Ekim 2026
QƏNİRƏ PAŞAYEVAYA b14d3bc5-9194-458f-915d-06d3a879ccaf 5

QƏNİRƏ PAŞAYEVAYA

5 Ekim 2026

Editörden

8a680ac8-4ae7-4206-affa-f7b541cd7857
  • Azerbaycan
  • Editörden

Şemsettin Küzeci’nin Azerbaycan Kitaplarının imza günü

11 Ocak 2026
178386911_1925588547591950_2559509787806110237_n
  • Dr. Şemsettin Küzeci
  • Editörden
  • Haberler
  • Türkmeneli
  • Yazarlar

Irak Türkmen Cephesi 26 Yaşında

24 Nisan 2021
ALTUNKÖPRÜ ŞEHİTLERİ (1)
  • Dr. Şemsettin Küzeci
  • Editörden
  • Türkmeneli
  • Yazarlar

30. Yılında Kerkük’te Altunköprü Katliamı

28 Mart 2021

Videolar

eed5bfac-185e-4361-a144-ea9eb702ee9d
  • Azerbaycan
  • Basın
  • Haberler
  • Türk Dünyası
  • Türkmen Edebiyatı
  • Video
  • Videolar

Kerkük’ün Milli Yazarı Ata Terzibaşı’nın Hayatı Filim Oldu

26 Aralık 2024
demirel
  • Haberler
  • Türk Dünyası
  • Türkiye
  • Türkmeneli
  • Videolar

20 önce Süleyman Demirel Irak Türkmen Öğretmenlerini kabul etmişti

23 Aralık 2020
indir
  • Basın
  • Haberler
  • Türkmen Basını
  • Türkmeneli
  • Videolar

Kerkük Gazetesi’nin YouTube kanalı açıldı

16 Kasım 2020

Foto Galeri

DSCI8493
  • Basın
  • Foto Galeri
  • Haberler

Türkmeneli TV’nin eski Teknik Müdürü Sacit Baydar Vefat etti

17 Ekim 2020
M ZİYA1
  • Foto Galeri
  • Kitap
  • Kütüphane

Mustafa Ziya’nin Küçük Not Defterinden Şiirler kitabı çıktı

20 Ocak 2020
1828866_620x410
  • Foto Galeri

ABD’li komutandan Münbiç’e ziyaret!

8 Şubat 2018
Facebook
kerkuk_turkuleri
Youtube

AMACIMIZ

Irak’taki Türkmenlerin gerçek anlamda varlıklarını, birlik ve beraberliklerini sağlamak; gazete yoluyla da sıkıntılarını, kültürlerini ve varlıklarını dünyaya tanıtmak ve Türk dünyası arasında bir köprü oluşturmaktır.

Bizi Takip Edin

Facebook Twitter Youtube Instagram
Menu
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Türkmeneli’ni Tanıyalım
  • Kerkük Türküleri
  • Kerkük Kültür Derneği
  • Kitaplarımız
  • İletişim

  • HABERLER
  • Yazarlar
  • Multimedya
  • Kütüphane
  • Kültür – Sanat
  • Röportajlar
  • Genel Tanıtım
  • Facebook
  • Twitter
  • Youtube
  • Instagram
Copyright © All rights reserved. | MoreNews by AF themes.