Irak Başbakan adayı Cafer Bakır el-Sadr devleti yeniden yapılandırma vizyonunu açıkladı

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr Irak’ta 1999’da Baas rejimi tarafından düzenlenen suikasta kurban giden babası Şii dini otoritesi Muhammed Muhammed Sadık es-Sadr ve iki erkek kardeşinin anısına düzenlenen törende konuştu.

Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr başbakanlık koltuğu için aday olmayacağını belirtti. Sad kendisinin yerine kuzeni Cafer Bakır es-Sadr’ın adaylığını açıklayarak sessizliğini bozdu. Diğer yandan Cafer Bakır es-Sadr kaleme aldığı makalesinde devleti inşa etme vizyonunu anlattı.

Mukteda es-Sadr, yaptığı açıklamada aday olmayacağını duyurdu. Sadr, “Tüm samimiyet ve sevgiyle, Irak içinde ve dışında babam ve 2 kardeşimin şehadetini anan herkese şunu söylüyorum: Babama, iki kardeşime ve bana karşı gösterilen bu samimi ilgi, sevgi ve şefkat için Allah’a şükrediyorum: Ben, Rabbinin rahmetine muhtaç zavallı bir kulum.”

Sadr, 1999’da babası ve iki kardeşinin içinde olduğu ve bombayla patlatılan arabada kendisinin de olmak isteyeceğini söyledi.

Sadr, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin liderliğindeki iktidardaki Baas Partisi’ni babası ve iki kardeşine suikast düzenlemekle suçladı.

Siyasi çevreler Sadr’ın ülkedeki siyasi çıkmaza bir çözüm veya yeni bir vizyon sunmasını beklerken, o aday olmayacağını açıkladı.

Siyasi gözlemciler “üçlü ittifak” lideri Mukteda es-Sadr’ın babasının ölümünün anısına düzenlenen törende sekiz aydır ülkeyi kasıp kavuran siyasi çıkmaza çözüm vizyonu sunacağını beklerken bir kez daha adaylıktan çekilip tekrar özür dilemekle yetindiğini gördüler.

Sadr ve müttefikleri Kürt Mesud Barzani ve Sünni Muhammed el-Halbusi, ittifaklarının parlamentodaki hakimiyeti nedeniyle rahat bir konumda görünürken, İran’a yakın Sadr karşıtı Şii güçleri içeren “Koordinasyon Çerçevesi” siyasi çıkmazdan en çok etkilenen taraf oldu.

Fetih İttifakı lideri Hadi el-Amiri, Asaib Ehlil Hak lideri Kays Hazali ve Kanun Devleti Koalisyonu Nuri el-Maliki gibi Koordinasyon Çerçevesi ittifakının bazı liderleri Muhammed Sadık es-Sadr’ın anıldığı bu zamanda onun yolunu izleyeceklerini teyit eden açıklamalar yayınladılar. Ancak son aylardaki siyasi deneyim, Şii güçler içindeki krizin Mukteda’nın babası Sadr’ın çizgisine bağlılık meselesinden daha derin olduğunu kanıtladı.

Mukteda es-Sadr, aynı zamanda Sadr hareketinin kurucusu Muhammed Bakır es-Sadr’ın torunu olan kuzeni Cafer es-Sadr’ı Başbakan adayı gösterdi.

Irak’ın Birleşik Krallık büyükelçisi olarak görev yapan Cafer es-Sadr’ın, Hadi el-Amiri ile yakın zamanda bir görüşme yapacağı belirtiliyor.

Cafer es-Sadr, devletin nasıl yeniden yapılandırılacağına dair vizyonunu dün (Cumartesi) resmi “Es-Sabah” gazetesinde yayınladığı bir makalede sundu. Cafer es-Sadr’ın kaleme aldığı makalede şu ifadeler yer aldı: “Iraklılar her seçimden sonra iki hakka sahip olurlar. Birincisi, henüz tamamlanmayan devletin yeniden yapılandırılması projesinin hukuki ve siyasi boyutuyla tamamlanması. İkincisi, bir yanda Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı ve Başbakanlığın seçilmesi, diğer yanda hükümet programının hazırlanması”.

Sadr, “Anayasanın hükümleri uygulanmazsa, hangi devletin nasıl yeniden yapılandırılacağı konusunda anlaşma sağlanmazsa ne olacak?” diye sordu.

Cafer es-Sadr, “Her zaman en önemli konu (devletin yeniden yapılandırılması) ihmal ediliyor ve biz ikinci konu (devlet idaresi) ile meşgul oluyoruz. İlk ve en büyük hak, ulusun tüm evlatlarının katılımını ilgilendiren yeniden yapılandırma projesinin yelpazesinin tamamının sivil güçleri ve çeşitli faaliyetleriyle tamamlanmasıdır. Devletin doğasını, yönetim felsefesini, sistem türünü, yöneten ile yönetilen arasındaki ve çeşitli yönetim otoriteleri arasındaki hak ve görevleri tanımlayan ülkenin anayasa taslağı hazırlanmalı.  Tüm toplumsal güçler, partiler, medya, aydınlar, sosyal ve dini cepheler, sivil toplum kuruluşları, çeşitli işçi, öğrenci ve meslek birlikleri, aile ve kadın dernekleri, ilahiyat fakülteleri ve diğer dini kurumlar arasında toplumsal bir diyaloga ihtiyaç var. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şey için ortak ve üzerinde anlaşmaya varılmış vizyonları kristalize etmek için çalışalım. Toplumsal boyut diyalog ve iletişim yoluyla ülke için kader niteliğinde ve son derece önemli politikaları formüle etmek üzere tüm güçlerin aktif katılımında temsil ediliyor. Bu yüzden insanlar ülkelerini inşa etmekten uzaklaştırılmamalı. Çeşitli resmi ve popüler kurumlar aracılığıyla, herkes ülkelerini inşa etmede, seçeneklerini belirlemede ve geleceğini planlamada görevlerinden ziyade rollerini hisseder”.

Sadr, anayasaya dayanmak şartıyla devlet sisteminin yeniden yapılandırılması sürecinin tamamlanması için toplumsal diyalog çağrısında bulundu.