Kazakistan’ın ve Özbekistan’ın ABD ile Yaptığı Ticari Anlaşmaların Fırsatları ve Riskleri: “Dünya Ekonomisinin Parlayan Yıldızı Orta Asya (Türkistan)”
Kazak ve Özbek Ekonomisi Dünyaya Gücünü Gösterdi
Dünya genelindeki en büyük diplomatik etkinliklerden biri olan ve üye ülkelerin liderlerini bir araya getiren Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 80’incisi, 23–29 Eylül 2025 tarihleri arasında “Birlikte Daha İyi: Barış, Kalkınma ve İnsan Hakları İçin 80 Yıl ve Daha Fazlası” temasıyla ABD’nin New York kentinde düzenlenmektedir. Ana tema toplantısı ise 23 Eylül 2025 Salı günü gerçekleştirilmiştir.
Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler’in 80. Genel Kurulu’na katılmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentine gitmiştir.
Söz konusu ziyaret kapsamında ABD ile Özbekistan ve Kazakistan arasında birçok ticari anlaşma imzalanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesiyle gerçekleştirilen bu anlaşmalar, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Türk devletlerinin son yıllarda dünya ekonomisi açısından ulaştıkları önemli seviyeyi de ortaya koymaktadır. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Kazakistan ve Özbekistan ile yapılan ticari anlaşmaları büyük bir başarı olarak dünyaya ilan etmesi, Türk devletlerinin Orta Asya’da (Türkistan’da) ulaştıkları ekonomik kapasiteyi açıkça göstermektedir.
Son dönemde özellikle Çin’in ve Avrupa Birliği’nin bölge ekonomisinin potansiyelini fark etmesi, Orta Asya (Türkistan) ekonomisinin gelecekte kazanacağı ivmeyi ortaya koymaktadır. Nitekim son yıllarda Türk devletleri, başta AB, ABD, Çin ve Körfez ülkeleri olmak üzere birçok ülke ile iş birliği anlaşmaları imzalamış ve ticari girişimlerde bulunmuştur. Ayrıca bu ülkeler, Orta Asya’da (Türkistan’da) devlet başkanları düzeyinde çok sayıda uluslararası ticari etkinlik de düzenlemiştir.
Son yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için ABD’ye giden Özbekistan, Boeing ile devasa bir uçak alım sözleşmesi imzalamıştır. Bu bağlamda, Özbekistan’ın Boeing şirketinden değeri 8,5 milyar dolara ulaşan 22 adet Boeing 787 Dreamliner tipi uçak tedarik edeceği bizzat Trump tarafından duyurulmuştur. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bu anlaşmayı “harika bir anlaşma” olarak nitelendirmiş, söz konusu alımın ABD’de 35 binden fazla kişiye istihdam sağlayacağını ifade etmiştir. Trump ayrıca Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev’i “sözünün eri bir lider” olarak tanımlamış ve birçok konuda birlikte çalışmaya devam edeceklerini vurgulamıştır.
ABD Ticaret Bakanlığı ise Özbekistan’ın uçak alımı anlaşmasının bir Orta Asya ülkesiyle yapılmış en büyük ticari sözleşme olduğunu açıklamıştır. Özbekistan–ABD arasında Boeing anlaşmasının yanı sıra; ulaşım, madencilik, sağlık, finans, enerji, yapay zekâ ve biyoteknoloji gibi birçok alanda da uzun vadeli iş birliği mutabakatları imzalanmıştır. Bu kapsamda Amerikan’ın dev şirketleri (Citigroup, Cargill, Nvidia, Mastercard, Visa, General Motors vb.) ile ortak projelerin geliştirilmesi planlanmaktadır.
Bu anlaşmalar, son sekiz yılda ABD–Özbekistan ticaret hacminin dört katına çıkmasıyla 300’den fazla Amerikan şirketinin Özbekistan’da faaliyet göstermesi paralelinde, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin stratejik düzeyde derinleştiğini de göstermektedir.
Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri ve Kazakistan arasında 4,2 milyar dolar değerinde lokomotif tedarik anlaşması da imzalanmıştır. Anlaşma kapsamında Amerikan Wabtec şirketi, Astana’daki tesislerinde Kazakistan için 300 adet yük lokomotifi üreteceğini duyurmuştur. Konu ile ilgili açıklama yapan ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Kazakistan’ın ABD ile “tarihin en büyük lokomotif tedarik anlaşmasını” imzaladığını belirtmiştir. Wabtec şirketinin lokomotif montaj tesisi 2009 yılından bu yana Astana’da faaliyet göstermekte olup bugüne kadar 230 milyon dolarlık yatırımla Kazakistan için 600’den fazla lokomotif üretmiştir. Tesisin üretimde yerlilik oranının %45’e kadar ulaştığı da kaydedilmiştir. Ayrıca Wabtec şirketi, Temmuz 2024’te Kazakistan’da inovasyonların uygulanması ve personel yetiştirilmesi için bir teknoloji ve mühendislik merkezi açmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, bu anlaşmayı Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile yaptığı görüşmenin hemen ardından açıklamış ve Kazakistan’ın ABD’den demiryolu ekipmanı satın alma anlaşmasını “tarihteki en büyük demiryolu ekipmanı alımı” olarak nitelendirmiştir.
ABD Başkanı Trump’ın Özbekistan ve Kazakistan ile yapılan bu iki satış anlaşmasını sosyal medya hesabından duyurması, her iki ülkenin ekonomik potansiyelini ve alım gücünü dünyaya ilan etmesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Bu durum, Kazakistan ve Özbekistan’ın uzun vadede uluslararası ticarette oluşturacağı yeni potansiyel iş birliklerinin de kapısını aralayacaktır.
Riskler ve Fırsatlar
ABD’nin bölge ekonomisine doğrudan Zengezur üzerinden hâkim olması, bölgede Çin, Rusya ve diğer güçler arasında çatışmayı beraberinde getirebileceği gibi, ABD’nin bölge ekonomisinin kontrolünü elinde bulunduran dominant bir güç haline gelmesine de neden olabilir.
ABD ile yapılan ticari anlaşmalar beraberinde teknoloji transferini de getirmelidir. Türk devletleri, satın aldıkları ürünlerin teknolojisine ilerleyen dönemde hâkim olmalı; bu alanlarda üretim yaparak dışa bağımlılıklarını ortadan kaldırmalıdır. Aksi takdirde bu tür anlaşmalar, bölgeyi sadece bir pazar haline getirerek ekonominin sömürüldüğü bir yapıya dönüştürür ve refah sağlamaz. Bu nedenle Özbekistan ve Kazakistan, yedek parçadan başlayarak aldıkları stratejik yatırımların üretimine başlamalı ve bağımlılıklarını giderek azaltmalıdır. Uzun vadede ise bu alanlarda üretim merkezleri haline gelmeleri gerekmektedir.
Örneğin Çin, bu modeli başarıyla uygulamış; ucuz iş gücü sayesinde dünyadan kendisine yapılan teknoloji yatırımlarını içselleştirerek zamanla teknoloji üreten bir yapıya kavuşmuştur. Bugün hem teknoloji üretmekte hem de iş gücünü üretimle birleştirerek dışa bağımlılığını hammadde dışında, büyük ölçüde azaltmaktadır.
Diğer bir tehdit ise Türk devletlerindeki değerli madenlerin kontrolsüz bir şekilde ABD, Çin ve AB şirketlerince işletilmesidir. Bu durum sömürüyü beraberinde getirecektir. Burada uygulanacak strateji, değerli madenlerin işlenmesini Türk devletlerinin kendi kontrolünde tutmaları olmalıdır. Ayrıca işletmeciler üzerinden ülkeye teknoloji transferi sağlayarak, gelecekte kendi değerli madenlerini işleyebilecek bir kapasiteye ulaşmaları gerekmektedir. Böylece stratejik düzeyde ekonomik bir refah da sağlanabilir.
Sonuç Olarak
Türk devletleri son dönemde teknoloji alanında ciddi yatırımlar yapmış ve uluslararası ilişkilerini stratejik bir denge politikası merkezli yürütmeyi başarmıştır. Özellikle Kazakistan’ın ve Özbekistan’ın kurduğu teknoloji geliştirme merkezlerinde yoğun çalışmalar yapılmış, startuplar büyük şirketlere dönüştürülerek genç girişimcilerin fikirleri ekonomiye kazandırılmaya çalışılmıştır. Gençlerin yetiştirilmesi için uygulanan çeşitli öğrenci değişim programları sayesinde de yeni kuşak nitelikli iş gücü açısından güçlendirilerek yetiştirilmeye çalışılmıştır.
Bu bağlamda, Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev’in dünyadaki ekonomik gelişmeleri yakından takip ettiği görülmektedir. Bunun en somut örneklerinden biri, yakın dönemde ülkesinde Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma Bakanlığı’nın kurulacağını duyurmasıdır.
Özbekistan ise teknoloji geliştirme bölgeleri ve organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere bu alanda önemli yatırımlar gerçekleştirmektedir. Örneğin Türkiye’nin organize sanayi bölgesi kurma ve işletme tecrübesini ülkesine aktarmak amacıyla, Türkiye’nin en başarılı organize sanayi bölgelerinden biri olan OSTİM ile iş birliği yapmaktadır. Bu iş birliği kapsamında OSTİM Global Proje ve Teknoloji Anonim Şirketi için Özbekistan Cumhurbaşkanlığı’nın 15 Aralık 2023 tarihli kararıyla Taşkent’te 100 hektarlık bir alan “Özbek–Türk Organize Sanayi Bölgesi” kurulması için tahsis edilmiştir.
Bu bağlamda gerek Kazakistan gerekse Özbekistan’ın ABD ile yaptığı bu alım sözleşmeleri kısa vadede ülkelerinde yatırıma ve ekonomik döngüye dönüşebilecek potansiyele sahiptir. Özellikle Özbekistan Hava Yolları’nın güçlenmesi, turizm başta olmak üzere birçok alanda Özbekistan’ın dünyaya açılmasına katkı sağlayacaktır. Kazakistan’ın demiryolu yatırımları ise lojistik ağını geliştirecek ve ticaretini canlandıracaktır. Yeter ki bu yatırımlar çok boyutlu bir perspektifle değerlendirilebilsin. Çünkü ticaret demek, lojistik demektir.
Türk devletleri dış politikalarını uluslararası düzeyde denge unsurunu gözeterek uygulamalıdır. Bu yetkinliğe de sahiptirler. Bunun en iyi örneklerinden biri hiç kuşkusuz Azerbaycan’ın 2. Karabağ Savaşı’nda izlediği politikadır. Azerbaycan, bu akıllı denge politikası sayesinde Rusya, ABD ve AB ile ilişkilerini Türkiye’nin stratejik katkılarıyla birlikte yürütmüş, savaşta elde ettiği zaferi dünyaya kabul ettirmiştir. Bu süreç aynı zamanda bölgesel bir çatışmayı da engellemiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında Kazakistan’ın ve Özbekistan’ın ABD ile yapmış olduğu alım sözleşmeleri bizzat ABD Başkanı Trump tarafından “ABD’nin büyük bir başarısı” olarak sosyal medyadan dünyaya ilan edilmiştir. Bu durum, Kazakistan’ın ve Özbekistan’ın uluslararası basında geniş yer bulmasını sağlamış, toplantıya katılan devlet başkanları nezdinde de büyük bir reklam etkisi oluşturmuştur. Bu reklam, ilerleyen aşamalarda Kazakistan ve Özbekistan’a turizm başta olmak üzere çeşitli sektörlerde yapılacak potansiyel yatırımlara da zemin hazırlayabilir.
Kısacası özetlemek gerekirse; Kazakistan ve Özbekistan ekonomik güçlerini ve potansiyellerini dünyaya gerçekleştirdikleri bu büyük alım sözleşmeleri ile ilan etmişlerdir. Bu satın alma sözleşmeleri, Kazakistan’ın ve Özbekistan’ın ekonomik potansiyelini gözler önüne sermekte ve uluslararası boyutta yeni yatırımlar ile ticari iş birliklerinin kapılarını aralamaktadır.
