Röportaj
On Parmağında On Marifet Bir Türkmen Kadını “Güngör Bayraktar”
Önder Saatçi
Irak Türkmenleri 20. yy’da yaşamış oldukları bütün badirelere rağmen, kültür ve sanatta da var olabilmeyi başarmışlardır. Bilindiği üzere, Türkmenlerin en fazla ürün verdiği sanat dalı şiirdir. Şiirin de hoyrat dalı Türkmenlerce en çok sevilen ve işlenen tür olmuştur. Bununla birlikte, resim, müzik, tiyatro alanlarında da Türkmenler epeyce sanatçı yetiştirmişlerdir. Fakat, Türkmen sanatçıları arasında daha çok erkekler öne çıkarken kadınlar biraz gölgede kalmışlar. O yüzden, bu sayımızda, şimdilerde Antalya’da sanat hayatını sürdüren, amatör ancak oldukça hünerli bir Türkmen kadınını sizlere tanıtmak istedim.
Güngör Bayraktar, 1987 yılında, daha 15 yaşındayken ailesiyle birlikte, çok zor şartlarda, dağları aşarak anavatana göç etmiş. İlk ve orta tahsilini Kerkük’te tamamlamış olan Bayraktar Türkiye’ye geldikten sonra liseyi okumuş, ardından hem İlahiyat hem de sosyoloji lisans eğitimi almış. Böylece tahsilini geliştirirken birden fazla yabancı dil de öğrenmiş. Arapça ve İngilizce yanında, kurs alarak Rusça da öğrenmiş. Temel düzeyde Almanca da biliyor.
Bayraktar çeşitli devlet okullarında beş yıl öğretmenlik yapmış ve özel dersler (Arapça, İngilizce) vermiş. Sonrasındaysa yabancı dil bilgisini kullanarak turizm alanında çalışmış; fakat bu süre içinde müzik ve resimle de haşir neşir olmaya devam etmiş. Sanatı meslek edinemese de sanat onun hayatından hiç çıkmamış. Güzel Sanatlar Fakültesinin resim dalına girmek için hocası Necati Berdibek’ten yedi ay süren dersler almış olsa da bu fakülteye öğrenci olmasına kader izin vermemiş; ancak resmilerine bakıldığında usta ressamlara taş çıkartacak tablolara imza atmayı başarmış. Güngör Bayraktar’ın bu azmi sanatın, insanın içindeki cevheri ortaya çıkarma gayreti olduğunu anlatıyor.
Gelelim onun sanat faaliyetlerine: Ortaokul yıllarından itibaren içinde hem resme hem de müziğe karşı bir sanat aşkının uyandığını hissetmiş. Güngör Bayraktar’ın resimleriyle, kendisinin facebook sayfasında tanıştım. Figüratif tabloları göz alıcı. Renkleri ustaca kullanıyor ve resim sanatının birçok tekniğini (akrelik, kuru boya, guaj, sulu boya, yağlı boya, kara kalem, pastel) maharetle tablolarında sergileyebiliyor. Üstelik, bunları bazen birleştirerek de kullandığı oluyor. Resimlerinde izlenimci bir üslup benimsediğini sezmek mümkün. Özellikle fırçasından çıkan kadın resimleri her yaştan kadının duygularını ve iç dünyasını renk kompozisyonları içinde yansıtıyor. Böylece, her ne kadar figüratif çalışmalar yapsa da tabloları, gördüğünü kopyalamaktan çok çok öteye geçiyor; tablolarında gördüğümüz renklerin ahnegi, âdeta figürlerin canlanmasını sağlıyor. Sanatta sözü edilen kadın duyarlılığını onun tablolarında gözlemek mümkün. Bayraktar resim çalışmalarına MEB Antalya Halk Eğitim Merkezindeki kurslarda da Selçuk Sazak yönetiminde hâlen devam ederek kendisini sürekli geliştirme çabasında. Ayrıca, bazı çalışmaları Merkez’in sergilerinde de yer almış.
Onun müzik yolculuğu da hayli zengin bir serüven. Yirmi yıldan beri müzikle iç içe yaşıyor Güngör Bayraktar. İki yıl önce de emekli olmuş ve kendini iyice resim ve müziğe vermiş. Klasik Türk musıkisini hem ladini hem de tasavvuf dallarında icra ediyor. Sazende olarak kanun, ud ve ritimde kendini geliştirmiş. On yıldan beri kanun, beş yıldan beri de ud çalıyor. Kanun derslerini önce devam ettiği koronun şefi Jülide Akdeniz’den almış; ünlü kanuni Göksel Baktagir’den de uzaktan eğitim yoluyla dersler alarak bu sazda kendini geliştirmiş. Geçmişte Antalya Büyükşehir Belediyesi Korosu ve İsmail Baha Sürelsan Korosunda, hâlen de Antalya’daki birçok koroda (Halk Eğitim Merkezi Korosu, Makine Mühendisleri Odası Korosu, Subaylar Korosu ve Antalya Barosu Korosu) hem korist hem solist olarak musıki yolculuğuna devam ediyor. Konserlerinde şimdiye dek kendisini dinleyebilmiş değilim. Fakat sosyal medyasında bazı şarkıları ustalıkla okuduğunu görme bahtiyarlığına eriştim. İnşallah bir konserine de dinleyici olabilirim.
Bayraktar aynı zamanda bir hattat ve müzehhip. On beş yıldan beri de hat ve tezhip sanatlarıyla ilgileniyor. Ekolin boyayı hat sanatında başarıyla kullanıyor. Kendisi bu sanata onu, Arapça bilgisinin sevk ettiğini, Arapça bilmesinin ona hat sanatında çok yardımcı olduğunu söylüyor.
Güngör Bayraktar’ın sanattaki bu çok yönlülüğü aslında onun sanatçı bir aileden gelmesinde saklı. Kendisi ünlü Kerküklü aktör Selim Bayraktar’ın ablası. Ayrıca ailenin en küçük ferdi olan Salih Bayraktar da bir tiyatro sanatçısı. Bu özelliğini bilhassa en sona bıraktım. Çünkü kendisini size şöhretli bir kardeşin gölgesinde tanıtmak istemedim. Zira o, artık sanatta profesyonelliğe adım atmanın eşiğinde bir Türkmen kadını. Tek eksiği sanat âleminde onun önüne düşecek bir destekçisinin (sponsor) olmaması. İşte bu yüzden, bu gibi sanatçıları koruyan, destekleyen ve önlerini açacak bir sanat vakfına Irak Türklüğünün şiddetle ihtiyacı var. Türkmenler artık bu işlere de zaman, emek ve para ayırmaya başlamalılar.
Şimdi Antalya’da annesi Gülten Bayraktar ile birlikte Liman Mahallesi’nde asude bir emeklilik ve sanat dolu bir yaşantı sürdüren Güngör Bayraktar’a bundan sonraki hayatında da mutluluk ve başarılar diliyoruz.
*

***
