KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, “Türkiye Cumhuriyeti evet, Ada’nın tamamının garantörüdür, böyle olacak. Ve bugünkü koşullarda daha da önemli hale geldi. Çünkü bizim kendimizi güvende hissetmemiz daha da güçleşiyor günden güne.” dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, bugün yapılan devir teslim törenin ardından Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde, AA muhabirine gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Açıklamalarında yaptığı “Seçimde kaybeden yok.” vurgusunu hatırlatan Erhürman, “Bu seçimin kaybedeni yok. Bu seçimi, Kıbrıs Türk halkı kazandı, çocuklarımız kazandı, kardeşliğimiz kazandı. Biz kazandık, onlar kaybetti gibi bir söylemi açıkçası hiç tercih etmiyorum.” dedi.
Erhürman, Cumhurbaşkanı olarak ilk görevinin “temsil” olduğunu dile getirerek, “O nedenle en başta ben böyle bir ayrışmaya asla izin vermem ve halkımın da dediğim gibi demokrasi kültüründe zaten böyle bir ayrışmanın sürgit haline getirilmesi yok. Dolayısıyla biz çok hızlı bir şekilde bunu aşarız ve yine hep birlikte kardeşçe çalışmaya başlarız.” diye konuştu.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) toplumun, Kıbrıs sorunu algısı üzerine konuşacak kadar bilgi sahibi olmadığına işaret eden Erhürman, “Ama liderlik düzeyinde baktığımda, onlarca yıllık müzakereler tarihi tecrübemiz bize özellikle siyasi eşitlik konusunda çok ciddi şekilde geri durduklarını gösterdi bu tarih, bu tecrübe.” değerlendirmesinde bulundu.
“BM, kendi sözlerine sahip çıksın”
Erhürman, Annan Planı referandumundan önce GKRY liderinin Nikolas Papadopoulos olduğunu anımsatarak, şunları söyledi:
“Papadopoulos, son dakikaya kadar sanki çözümü isteyen tarafmış gibi davranmıştı ama son dakikaya gelindiğinde, televizyona çıktı, ‘Ben bir devlet aldım, toplum bırakamam.’ diyerek, aslında siyasi eşitlik noktasında bir olumsuz vurgu yaparak kendi toplumuna ‘hayır’ deme çağrısı yaptı. Daha çarpıcı olan şey belki de şuydu o dönemde, Sayın (Nikos) Anastasiadis ‘evet’ propagandası yapan tek Kıbrıslı Rum liderdi. Aynı Anastasiadis, 2017’de, 13 yıl sonra bu kez Crans-Montana’da, aslında yine ‘Siyasi eşitliği ben halkıma anlatamam.’ cümlesi üzerinden masayı terk etti.”
Erhürman, “Hani denir ya ‘Kıbrıslı Rumlar iktidarı paylaşmak istemez veya varlığı paylaşmak istemez.’ Kıbrıslı Rumlar mı bilmem ama Kıbrıs Rum liderliği bize bunu müzakereler tarihinde defalarca gösterdi.” dedi.
“Siyasi eşitlik kırmızı çizgim”
Erhürman, BM Güvenlik Konseyi kararında yazan bir şeyi Kıbrıs Rum lideriyle müzakere etmeyeceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Niye pazarlık konusu haline getiriyorum da o da bana ‘Tamam, ben sana bunu vereyim de bunun karşında sen de bana bunu ver.’ deme noktasına gelsin. Dolayısıyla bizim açımızdan siyasi eşitlik hem benim yaşamsal kırmızı çizgimdir, yani asla onun dışında bir şeyi düşünmem söz konusu dahi değildir. Hem de müzakereler tarihi bize göstermiştir ki; siyasi eşitlik masada pazarlık konusu olduğu müddetçe, aslında bir noktada Kıbrıs Rum liderinin masadan çekilmesinin temel gerekçesi haline gelebilir. Yani masaya oturmadan önce eğer masaya oturacaksak, siyasi eşitlik benim için kırmızı çizgi.” BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Crans Montana sonrası “Bir daha eğer bir müzakere süreci olacaksa, muhakkak bir zaman sınırlaması olacak.” dediğini hatırlatan Erhürman, “Ben mesela, BM’nin bu söze de sahip çıkmasını istiyorum. Yani bir takvimle oturacaksak masaya, eyvallah. Ama yok oturalım da bakalım belki çözülür, 5 sene daha, 6 sene daha, 7 sene daha. Kıbrıs Türk halkının artık bunlara tahammülü yok.” diye konuştu.
“Bugünkü statükoya geri dönmeme” maddesinin, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporunda yazdığını söyleyen Erhürman, şunları kaydetti:
“O raporda açıkça, ‘Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ iradesinden sonra Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların artık hiçbir meşru gerekçesi kalmamıştır.’ yazıyor. Ama o rapor, o dönem veto edildiği için BM Güvenlik Konseyi’ne gitmedi, gidemedi. Gitseydi, zaten bizim üzerimizdeki izolasyonların kalkması çağrısı, BM Güvenlik Konseyi çağrısına dönecekti. Nereden bileyim ben bir daha aynı şeyin yaşanmayacağını mesela? O yüzden talebim baştan bunun taahhüt edilmesidir.”
Erhürman, GKRY’nin, KKTC’nin bu şartlarına sıcak bakıp bakmama ihtimaline ilişkin “Yani bugüne kadar izlediğim kadarıyla çok sıcak bakacakmış gibi görünmüyorlar. Ama o yüzden de ben de şunu diyorum; ‘yani bunlara sıcak bakmıyorsanız bilin ki, zaten oturacağımız masa bizi çözüme götürmeyecek.’ Çünkü biz bunu test ettik defalarca ama yine kaçmam masadan. Müzakere masası durur; ‘görüşme masası’ dediğimiz masaya otururuz.” ifadelerini kullandı.
“Görüşme masası” olarak adlandırdığı masada, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünün görüşülemeyeceğini belirten Erhürman, yeni geçiş noktalarının açılması, Yeşil Hat Tüzüğü, turizm, karma evliliklerden doğan çocuklar ve onların AB vatandaşlığı gibi konuların görüşülebileceğini kaydetti.
