Washington–Bağdat İlişkilerinde Yeni Bir Dönemde
Ali BAYATLI- BAĞDAT/ Siyasi gözlemciler, ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin sonuçlarını dikkatle bekliyor. Bu buluşma, ABD–Irak ilişkilerinin geleceğini şekillendirecek kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Toplantının, güvenlik ve ekonomi alanındaki iş birliğini, ayrıca Irak’taki silahlı gruplar meselesini ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesini ele alması bekleniyor.
Bu görüşmenin, Washington’un Bağdat’a yönelik yeni stratejik yaklaşımının çerçevesini belirlemesi ve ABD’nin Irak’taki uzun vadeli hedefleri doğrultusunda “bir yol haritası” oluşturması öngörülüyor.
Suudi Arabistan merkezli Okaz gazetesinin haberine göre, söz konusu toplantıya ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri katılacak. Bu durum, Irak dosyasının Washington’un öncelikli gündemleri arasında yer aldığının açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Haberde, CIA Direktörü John Radkfelt ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Savaya–Trump görüşmesinde yer alacağı, ayrıca Dışişleri, Savunma ve Yatırım Bakanlıklarından üst düzey danışmanların da hazır bulunacağı bildirildi. Bu isimler, Irak dosyasını takip edecek özel çalışma grubunda yer alacak. Bu yüksek profilli katılım, Trump yönetiminin Irak’a stratejik bir merkez olarak baktığını, özellikle de İran nüfuzunun artmasıyla birlikte bölgesel dengeyi yeniden kurma arayışında olduğunu ortaya koyuyor.
Washington’un öncelikleri arasında, silahlı grupların etkisinin azaltılması ve ekonomik ortaklığın güçlendirilmesi, ayrıca kontrolsüz silahların toplanması için etkili mekanizmaların geliştirilmesi bulunuyor. Bu yaklaşım, Irak’ta güvenlik mimarisinin yeniden yapılandırılması hedefiyle uyumlu.
Görüşmenin, 11 Kasım 2025 tarihinde yapılması planlanan Irak parlamento seçimleri konusuna da odaklanması bekleniyor.
ABD, silahlı grupların hükümette yer almasına kesin bir şekilde karşı çıkarken, bu grupların seçimlere siyasi parti olarak katılmasına karşı olmadığını belirtiyor. Bu tutum, Lübnan modeline benzer bir siyasal denge anlayışını yansıtıyor: yani, grupların parlamentoda etkili olabilmesi, ancak yürütme gücüne doğrudan dahil olmaması.
Siyasi analistlere göre, bu süreçte Washington’un temel hedefi, dış baskılardan bağımsız, teknokrat ve ulusal iradeye dayalı bir hükümet modelini desteklemek. Böyle bir adım, Irak’ta siyasal istikrarı pekiştirebilir ve ülkenin bölgesel çekişmelerin dışında kalmasına katkı sağlayabilir.
Bilimsel ve stratejik açıdan bakıldığında ise bu Amerikan hamlesi, uluslararası ilişkiler literatüründe “düşük maliyetli nüfuz yeniden konumlandırması” olarak bilinen bir stratejiye dayanıyor. ABD, artık askeri müdahale yerine yumuşak güç ve ekonomik diplomasi araçlarını ön plana çıkarıyor.
Washington’un bu yaklaşımı, Irak’ın küresel enerji güvenliği ve Orta Doğu güç dengeleri açısından taşıdığı önemden kaynaklanıyor. Çünkü Irak’ta istikrar, sadece ulusal bir mesele değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik ve enerji piyasaları açısından stratejik bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya, göreve başlamasının ardından yayımladığı ilk resmi açıklamada, Iraklılara yakın bir üslupla, “Amerika, devlet otoritesi dışında hiçbir silahlı yapıya izin vermeyecektir” ifadelerini kullandı. Savaya ayrıca, İran’ın Irak içişlerine müdahalesine son verilmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, ABD’nin Irak politikasında yeni bir kararlılık dönemi başlattığının göstergesi olarak yorumlanıyor.
Diğer yandan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya el-Sudani, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Muhammed el-Hassan’ı kabul etti. Görüşmede, Irak hükümeti ile BM kuruluşları arasındaki iş birliği programları ve yaklaşan seçimlere ilişkin teknik hazırlıklar ele alındı.
Başbakan Sudani, hükümetin BM ile ilişkileri geliştirmeye ve UNAMI misyonunun görevini kademeli olarak sonlandırmaya kararlı olduğunu belirtti. Bunun yerine, BM’nin ekonomik ve kalkınma odaklı programlarıyla uzun vadeli ortaklıkların sürdürülmesi hedefleniyor. Sudani ayrıca, bağımsız yüksek seçim komisyonuna tam destek verilerek seçim sonuçlarının Irak halkının iradesini yansıtmasının sağlanacağını vurguladı.
ABD’nin diplomatik ve stratejik hamleleri ile Irak hükümetinin egemenlik vurgusu, uluslararası sistemde karşılıklı bağımlılığın ve çok boyutlu diplomasinin yeni bir örneğini ortaya koyuyor.
Washington, kendi çıkarlarını korurken Irak’taki siyasi dengeyi yeniden şekillendirmeye çalışıyor; Bağdat ise bu süreçte ulusal egemenliği pekiştirme arayışında.
Bu çerçevede Irak, bugün siyasi, güvenlik ve ekonomik yapılanmasını yeniden tanımlayacak kritik bir eşiğin önünde duruyor. Bu dönemin yönetilme biçimi, yalnızca Irak’ın değil, tüm Orta Doğu’nun güç dengelerini uzun yıllar etkileyecek nitelikte görünüyor.
