Orta Asya–Japonya İlişkilerinde Yeni Dönem: CA+JAD Tokyo Zirvesi
Ahmet Sağlam
“Orta Asya artı Japonya” Diyaloğu Zirvesi (Central Asia plus Japan Dialogue – CA+JAD) kapsamında liderler düzeyinde düzenlenen ilk zirve, 20 Aralık 2025 tarihinde Tokyo’da gerçekleştirilmiştir. Bu zirve, Japonya ile Orta Asya devletleri arasındaki ilişkilerin kurumsal çerçevesinin devlet başkanları seviyesine taşınması açısından önemli bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirveye; Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Tacikistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhammedov ve Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katılmıştır.
Japonya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Orta Asya ülkeleriyle “Orta Asya + 1” formatında düzenli diyalog mekanizması başlatan ilk ülke olmuştur. Bu çerçevede 2004 yılında Astana’da ilk kez “Orta Asya + Japonya Diyaloğu” adıyla dışişleri bakanları düzeyinde bir toplantı gerçekleştirilmiş ve bu format uzun yıllar boyunca bakanlar seviyesinde sürdürülmüştür. 2025 yılı Aralık ayında gerçekleştirilen Tokyo Zirvesi ise bu sürecin devlet başkanları düzeyine taşınması bakımından yapısal bir dönüşümü ifade etmektedir.
Zirve kapsamında Japonya ile Orta Asya ülkeleri arasında kamu ve özel sektör aktörlerinin katılımıyla çok sayıda ikili iş birliği belgesi imzalanmıştır. Bu belgeler; siyasi diyalog, ekonomi ve ticaret, enerji, altyapı, tarım, çevre, dijitalleşme, eğitim, sağlık, bilim, yapay zekâ ve teknoloji ile afet yönetimi gibi geniş bir alan yelpazesini kapsamaktadır. İmzalanan belgeler, Japonya’nın Orta Asya’ya yönelik çok boyutlu ve sektörler arası bir strateji izlediğini göstermektedir.
Zirveye katılan ülkelerle Japonya arasında yapılan anlaşmalar ülke bazında değerlendirildiğinde;
Kazakistan ile Japonya arasında ticaret ve ekonomi, enerji (nükleer dâhil), çevre, tarım, ulaştırma, dijitalleşme, eğitim ve bilim alanlarında iş birliği belgeleri imzalanmış; özellikle enerji, nükleer teknoloji ve sanayi yatırımları öne plana çıkmıştır.
Kırgızistan ile Japonya arasındaki anlaşmalar çifte vergilendirmenin önlenmesi, enerji altyapısı, sağlık, eğitim, afet ve uzay teknolojileri alanlarına odaklanmış; altyapı projeleri ile insan kaynağının geliştirilmesi öncelikli alanlar olarak dikkat çekmiştir.
Özbekistan ile imzalanan belgeler stratejik ortaklık, yenilenebilir enerji, sağlık, tarım, su yönetimi, dijitalleşme, eğitim ve sanayi alanlarını kapsarken; enerji, sağlık ve yükseköğretim projeleri ön plana çıkmıştır.
Tacikistan ile Japonya arasındaki iş birliği; yatırımların korunması, enerji altyapısı, tarım, ulaştırma, uydu ve iklim izleme teknolojileri ile eğitim alanlarında yoğunlaşmış; özellikle elektrik altyapısı ile afet ve iklim izleme projeleri belirginleşmiştir.
Türkmenistan ile Japonya arasında imzalanan anlaşmalar ise enerji, petrokimya, ulaştırma, bankacılık, dijital teknolojiler ve yükseköğretim alanlarını kapsamış; doğal gaz ve petrokimya projeleri temel belirleyici alanlar olmuştur.
Bu ikili iş birliği alanlarının ötesinde, zirvenin bölgesel açıdan en önemli çıktılarından biri Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin “Orta Asya + Japonya Tokyo Girişimi”ni ilan etmesidir. Bu girişim, Orta Asya ülkeleri bağlamında değerlendirildiğinde Orta Asya ülkelerinin sanayi gelişimlerini Japonya’nın teknolojik ve kurumsal desteğiyle çeşitlendirmelerinde önemli bir adım olarak değerlendirilebilinir.
Son dönemde Çin’in Orta Asya’nın sanayi gelişiminde merkezi bir aktör hâline gelmesi, bölge ülkelerinin dış ekonomik bağımlılıklarını artıran bir unsur olarak öne plana çıkmaktadır. Bu bağlamda Japonya ile Orta Asya devletleri arasında geliştirilecek sanayi iş birliği projeleri, Çin’e olan yapısal bağımlılığı azaltma potansiyeli taşımakta; sanayi başta olmak üzere bölgesel güç dengesinin daha dengeli bir yapıya kavuşmasına katkı sunmaktadır.
Japonya’nın bu zirveyle bölgeye kazandırdığı bir diğer stratejik denge unsuru ise kritik minerallerin değerlendirilmesi sürecinde ABD ve Çin’in ardından Japonya’nın da alternatif bir ortak olarak öne plana çıkmasıdır. Bu durum, kritik mineraller açısından Orta Asya için yeni bir çeşitlenme ve pazarlık alanı yaratmakta olup, bölge için önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir. Nitekim zirveye katılan Orta Asya ülkeleri, başta “Orta Asya + Japonya Tokyo Girişimi” olmak üzere kritik mineraller gibi alanlardaki iş birliği hedeflerinden duydukları memnuniyeti açık bir şekilde ifade etmişlerdir.
Zirveye damga vuran bir diğer unsur ise Uygur Türkçesi ve Özbek Türkçesinin diplomatik düzeyde görünürlük kazanması olmuştur.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Japonya’da havalimanında Uygur asıllı ve Özbek kökenli Japonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Arfiya Eri tarafından karşılanmıştır. Arfiya Eri’nin sosyal medya hesabından retweet ettiği görüntülere göre, Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in Japonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Arfiya Eri tarafından Uygur Türkçesiyle selamlandığı görülmüştür. Mirziyoyev’in bu selamlamayı anlayarak Arfiya Eri ile sıcak bir sohbet gerçekleştirmesi zirvenin sembolik boyutunu güçlendirmiştir. Ayrıca Japonya Dışişleri Bakan Yardımcısı Arfiya Eri’nin yine sosyal medya hesabında retweet ettiği görüntülerin başlığına bakıldığında Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in Japonya Dış İşleri Bakan Yardımcısı Arfiya Eri’ye “Sizinle Gurur Duyuyorum” ifadesinin yer aldığı görülmüştür.
Son yıllarda Japonya siyasetinde öne çıkan Uygur asıllı ve Özbek kökenli siyasetçi Arfiya Eri’nin, Japonya ile Türk-İslam dünyası arasındaki ilişkilerde sembolik ve pratik düzeyde bir köprü rolü üstlendiği; bu konumunun da giderek daha da pekiştirdiği görülmektedir.
Ahmet Sağlam/ Ankara / 27.12.2025 / www.saglamahmet.com
