“DOLUNAY” – Kerkük’ten Uzanan Kardeşlik Eli
Rübaba SAHİB Qasımova

Her kitap bir doğuştur; ancak bazı kitaplar, bir ruhun kendi sedefinden çıkmak için çektiği o mukaddes sancıların hikâyesidir. Mart 2026 tarihinde Ankara’da gün yüzüne çıkan “DOLUNAY” şiir toplusu; tam da böylesine ruhsal bir yolculuğun, acıyla harmanlanmış bir tefekkürün meyvesidir.
Bu kitabın ışığa kavuşması sadece bir müellif arzusu değil; her şeyden öte bir gaye yoldaşlığının, sarsılmaz bir kardeşliğin neticesidir. “DOLUNAY”ın vücut bulması, tamamen değerli üstadım Şemsettin Küzeci’nin fikriydi. Kitabın kapak tasarımından baskısının her aşamasına kadar tüm yaratım süreci, Kerkük Kültür Derneği tarafından büyük bir hassasiyetle yürütüldü. Bu kıymetli katkı için yol arkadaşım, değerli hocam ve manevi kardeşim Şemsettin Küzeci’ye ve Kerkük Kültür Derneği’ne sonsuz minnettarım.
Yaratıcılığımın bu evresi; Nesimi sabrı, Şems yetimliği ve rübab sedası ile yoğrulmuş satırlardan ibarettir. Bu kitap, “senden sonrası olmayan” bir yüreğin samimi manifestosudur. Eğer sizin de ruhunuzda dize kadar çıkan bir “sensizlik denizi” varsa; bu mısralar o denizin üzerine düşen en parlak ay ışığı, yani sizin Dolunay hazineniz olacaktır.
“DOLUNAY”, tür çeşitliliğiyle de dikkat çekiyor. Eser, ruhun en yalın feryadı olan halk ağzıyla yazılmış manilerle (bayatılar) başlıyor. Sayfalar ilerleyip ay bedirlendikçe; satırlar koşmalara, geraylılara ve ustadname ruhu taşıyan beşliklere dönüşüyor. Kitap, her biri kendi has karakterine sahip dört fasıldan oluşuyor:
1. “YARIM ARZULARIMIN MANİLERİ”: Halk dili üslubunda yazılmış yalın maniler.
2. “SEVDA SEMAZENİ”: Aşkın irfani ve fiziki vahdetini, o görkemli sevdayı anlatan lirik şiirler.
3. “BİR OKŞAYIŞIN VARİSİ”: Sosyal temalı şiirlerin yer aldığı bölüm.
4. “YALIN HASRETİMİN MISRALARI”: Babasız bir dünyanın “yan etkilerini” işlediğimiz son bölüm. Aslında babasızlığımı ifade eden şiirler “KALEMİ KAĞIDA ÖRDÜM” isimli ilk kitabımdan alıntıdır. Yenidən bu kitapda da bu yalın hasreti dile getirmekde amacım, günümüzde boşanmaların arttığı bir çağda, bir evladın babasızlığa mahkûm edildiğinde neler hissedebileceğini ebeveynlere bir kez daha hatırlatmaktır.
Aşk şiirlerimde ise gayem içimdeki acıyı sergilemek değil; gerçek sevginin insanı nasıl irfan sahibi kıldığını ve aşkın “nasılını” sorgulamak için insanın özüne bakması gerektiğini poetik bir dille anlatmaktır. Zira şairlik, ilahi gücün kelamda vücut bulma halidir. Kitabın adının “Dolunay” olması da bundandır; ayın en dolgun ve bütünlenmiş hali nasıl dolunay ise, şairlik de karakter, düşünce ve duygunun bütüne erme halidir. “DOLUNAY”, klasik gelenekle yenilikçi duyguların kucaklaştığı bir şiir resmidir. Ötesini ve satır aralarındaki manaları ise kıymetli okurların ve adil eleştirmenlerin takdirine bırakıyorum.
Kitabın son sayfasını kapatırken, bir yazar olarak okurlarıma emanetimi şu sözlerle mühürlüyorum:
“Aziz okurum;
Elinde tuttuğun bu sayfalar sadece mısraların toplamı değil; bir ruhun sedefinden çıkmak için verdiği mücadelenin, ‘dolunay’ duygularının hikâyesidir. Bu kitapla ben sana bir ses değil, bir sükût emanet ettim.
Arif olanlar bilir ki; dünya bir pencereyse, ölüm o pencereden görünen mutlak nurdur. Ben bu satırlarda ne babamın yokluğundan şikâyet ettim ne de kaderin elimden aldıklarına isyan… Sadece şunu göstermek istedim: İnsan yandıkça pişer, yitirdikçe bulunur, kırıldıkça bütünleşir. Babasız babalı dünyamda da, yârsız kalan yarım bahtımda da öğrendiğim tek bir hakikat var: Bütün kapılar yüzüne kapansa da, göğün kapısı daima açıktır. Ben sevdamı, hasretimi ve bu kitabın her bir kelimesini Allah’a emanet ettim. Çünkü emanet Sahibinindir ve Sahibi olanın hiçbir şeyi kaybolmaz.
Eğer bir mısramda yüreğin sızladıysa, ruhlarımız aynı deryanın dalgası demektir. Eğer bir bendimde umut bulduysan, bil ki o umut benden değil, bana üflenen o mukaddes ‘Nefes’tendir.
Ben sıramı bitirdim… Şimdi bu sözler senin yüreğinde ya bir dua olup boy verecek ya da bir inci olup gizlenecek. Unutma; her son bir başlangıçtır ve her ayrılık aslında Büyük Vuslat’a giden yolun ilk adımıdır.
Ruhunuz sedef gibi pak, sevginiz Allah gibi baki olsun.”
Derin ihtiramla, Sizi (insanlığı) çok seven,
Ankara, 2026
