Ali BAYATLI – BAĞDAT/ Küresel enerji sektöründe yaşanan derin dönüşümler ve üretici ülkelerin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve çevresel baskıların arttığı bir dönemde, 2026 yılında Bağdat’ta Mövenpick Oteli’nde düzenlenen Irak Sürdürülebilir Enerji Konferansı, Irak’ın enerji dosyasını ulusal ve uluslararası stratejik tartışmaların merkezine yeniden taşıyan kritik bir dönüm noktası olarak öne çıkmıştır. Konferans, çevre, su kaynakları ve enerji alanlarından sorumlu bakanlar başta olmak üzere üst düzey siyasi karar alıcıları, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Türkiye’yi temsilen büyükelçileri, uluslararası ve bölgesel bankalar ile finans kuruluşlarını, önde gelen petrol, gaz ve yenilenebilir enerji şirketlerini ve enerji ile iklim dönüşümü alanında uzman isimleri bir araya getirmiştir. Bu geniş ve çok katmanlı katılım, Irak’ın ekonomik geleceğinin, enerji sektörünün köklü ve bütüncül biçimde yeniden yapılandırılmasından ayrı düşünülemeyeceğine dair ortak bir bilincin oluştuğunu açık biçimde ortaya koymuştur.
Konferansın açılışında Irak Başbakanı Muhammed Şiya el Sudani tarafından çizilen siyasi çerçeve, enerjinin artık dar anlamda teknik ya da mali bir konu olmaktan çıktığını, uzun vadeli bir egemenlik ve kalkınma meselesine dönüştüğünü vurgulamıştır. Bu kapsamda hükümetin önümüzdeki dönemde ham petrol ihracatına dayalı geleneksel modeli aşarak rafinaj, sanayi ve katma değer odaklı bir yapıya geçmeyi hedeflediği, eşlik eden doğal gazın yatırıma dönüştürülmesi ve gaz yakımının sona erdirilmesinin temel öncelikler arasında yer aldığı ifade edilmiştir. Aynı yaklaşım, özel sektörle yerli ve yabancı düzeyde gerçek ortaklıkların kurulmasını da dönüşüm sürecinin vazgeçilmez bir unsuru olarak ele almıştır. Çevre ve Su Kaynakları Bakanlıklarının katkıları, enerji dönüşümünün yalnızca ekonomik değil aynı zamanda çevresel bir zorunluluk olduğunu güçlü biçimde ortaya koymuş, iklim değişikliği, su kıtlığı ve çevresel bozulma gibi sorunların enerji politikalarından bağımsız ele alınamayacağına dikkat çekmiştir. Diplomatik misyonların temsilcileri ise Irak’ın enerji reform sürecine açık desteklerini dile getirmiş, Avrupa Birliği tarafı teknik ve mali destek ile yeşil finansman alanında iş birliğine hazır olduklarını belirtirken, Birleşik Krallık kurumsal reformlar ve iyi yönetişimin önemini vurgulamış.
Diyalog oturumları kapsamında yaptığı konuşmada Türkiye’nin Irak Büyükelçisi, Türkiye’nin Irak’taki su kaynaklarının istikrarını destekleme konusunda her zaman kararlı bir tutum sergilediğini vurgulamış, su meselesinin bölgedeki tüm ülkeleri ilgilendiren ortak bir sorun olduğuna dikkat çekmiştir. Büyükelçi, Irak ile Türkiye’nin bu dosyayı kapsamlı biçimde ele aldığını, karşılıklı anlayışa dayanan önemli ve değerli görüşler paylaştığını, bu görüşmelerin sonucunda ise söz konusu krizlere kalıcı ve sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefleyen anlaşmalar ve mutabakatların imzalandığını ifade etmiştir. Türkiye’nin bazı nehirler açısından kaynak ve mansap konumunda bulunan bir ülke olarak bölgesel sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini belirten Büyükelçi, Irak’ın istikrarı ve halkının refahının Ankara için temel önceliklerden biri olduğunu, Irak’ın dost ve komşu bir ülke olarak görüldüğünü ve su kaynaklarının yönetiminde sürdürülen iş birliğinin bölgenin ortak güvenliği ve kalkınması açısından hayati önem taşıdığını dile getirmiştir.
Petrol ve gaz şirketleri Irak’ın sahip olduğu doğal kaynaklar ve jeostratejik konum sayesinde bölgesel bir enerji merkezi olma potansiyeline dikkat çekmiş, bu potansiyelin hayata geçmesi için istikrarlı bir mevzuat yapısı ve şeffaf yatırım mekanizmalarının gerekliliğini vurgulamıştır. Özellikle doğal gaz yatırımlarının hem ekonomik getirisi hem de elektrik üretimi ve emisyonların azaltılması üzerindeki etkisi nedeniyle öncelikli bir alan olduğu belirtilmiş, yenilenebilir enerji şirketleri ise Irak’ın yüksek güneşlenme oranları sayesinde kısa sürede büyük ölçekli güneş enerjisi projeleri geliştirebileceğini ifade etmiştir. Finans kuruluşları ve bankalar, sürdürülebilir enerji projeleri için yenilikçi finansman modelleri sunduklarını, ancak uzun vadeli yatırımların net politikalar, hukuki istikrar ve şeffaflıkla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirmiştir. Konferansın sonunda üzerinde uzlaşılan temel çıktılar arasında, eşlik eden gaz yatırımlarının hızlandırılması ve gaz yakımının belirlenen takvimler dahilinde sona erdirilmesi, yenilenebilir enerji projelerinin özellikle özel sektör ortaklıklarıyla genişletilmesi, bankaların ve finans kuruluşlarının enerji dönüşümünde daha etkin rol üstlenmesi ve tüm bu hedeflerin uygulanmasını izleyecek kurumsal mekanizmaların oluşturulması yer almıştır.
Uzman görüşleri, Irak’ta enerji geleceğinin tek bir kaynağa dayanmaması gerektiği yönünde birleşmiş, petrolün ekonomik bir dayanak olmaya devam edeceği, doğal gazın stratejik bir geçiş yakıtı işlevi göreceği ve yenilenebilir enerjinin sürdürülebilirlik için vazgeçilmez bir ufuk sunduğu ifade edilmiştir. Bu çerçevede konferans, Irak’ın enerji sektöründe modern, dengeli ve uzun vadeli bir dönüşüm için tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu ve bu sürecin başarısının siyasi iradenin somut uygulamalarla desteklenmesine ve devlet, özel sektör ve uluslararası toplum arasındaki iş birliğinin sürekliliğine bağlı olduğunu güçlü bir biçimde ortaya koymuştur.

