Kürt Çekici ve Arap Örsü!
Fevzi Türker
Irak Türkmenlerinin bugün Kürt çekici ile Arap örsü arasında sıkışıp kalması, hem siyasi hem de demografik açıdan geleceklerini ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Irak’ın 2003’te işgal edilmesinden hemen sonra yüz binlerce Kürdün planlı olarak başta Kerkük olmak üzere Türkmen bölgelerine göçü, daha önce de 33 yıllık Baas rejimi dönemi boyunca doğu ve güney illerinden getirilip buralara yerleştirilen Arap nüfus; bölgeleeimizin etnik dengelerini bozmuştur.
Türkmenlerin tek sesli ve güçlü temsil merkezlerinin olmayışı, silahlı koruma gücü ile güvenli yapıdan yoksun olmaları, Kürt ve Arap
çoğunluğu karşısında etkisiz kalmalarına neden olmuştur.
Karşıya karşıya kaldıkları baskı ve ötekileştirme yöntemleri sonucunda Türkmenlerin dili, gelenekleri ve kültürü kamusal alanda silinmek üzeredir.
Türkmenler eğer kendi siyasi, askeri ve kültürel güvenliklerini korumazlarsa gelecekleri tehlikeye girer hatta bazı bölgelerde Diyala ilinde olduğu gibi, milli kimliklerinin yok olmasına neden olur.
Türkmenler, komşuları Kürtlerin milli mücadelelerini ve milliyetçiliklerini örnek almaları gerekirdi. Kürtlerde mezhep olarak ne ararsan var. Ama hiçbir şey Kürtlük kadar kutsal değildir Kürt’ler için. İstisnalar kaideyi bozmaz, her Kürt hem Kürtçü hem de Kürdistancıdır. Kürtlerin milli mücadeledeki başarılarının temel kaynağı Kürt milliyetçiliğidir.
Kerkük’te, hiç kimse bir Kürt Arap çatışmasının patlak vermesini istemez. Böyle bir durumda kimsesiz ve silahsız Türkmenler, iki taraf arasında sıkışabilir.
Böyle bir tehlike hasıl olursa Türkiye soydaşı Türkmenleri sahipsiz bırakır mı? En azından siyasi, diplomatik ve insani koruma sağlamalı. Fakat Türkmenler soykırım gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalırsa, Kıbrıs Türklerini 1974’te askeri barış hareketiyle nasıl soykırıma terk etmediyse, Türkmenleri de Irak’ta soykırıma terk etmemelidir.
Türkmenlerin çözüm bekleyen en acil sorunu mezhep ayrımcılığını aşıp Türkmen olma anlayışını benimsemektir. Bu yapılmazsa Kürt çekici ile Arap örsü arasındaki sıkışıklık devam eder.
“Türk’tür Türk kalacak” dediğimiz Kerkük’ü, Kürtler Kürdistanın kalbi olarak görürken, Araplar ise Irak’ın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyorlar. Türkmenler, Kürtler ile Arapların tezlerine karşılık kendi bölgelerine özerklik istemek yerine, 2003’ten beri Arapların tezlerini desteklemektedir. Halbuki Kerkük’ün bir önceki Arap valisinin son birkaç yılda onbinlerce Arap’ı Kerkük’e yerleştirdiği bilinmektedir.
Türkmenlerden başka kimse Irak’ın toprak birliğinden yana değil. Kürtler zaten ilan edilmemiş devletlerini kurulmuşlar. Şii Araplarla, Sünni Araplar da devlet kurma peşinde. Olan yüz yıldır çıkmaz yolda yürüyeb Türkmenlere olacak. Çünkü güçleri yok, dış destekleri yok. Bölgeleri işgal edilmiş durumda. Üstelik mezhep yüzünden karpuz gibi bölünmüşler. Kanadı kırık bir kuş gibi akbabaların insafına kalmışlar.
Özetle Türkmenler birlik olmadıkça, her alanda güçlenmedikçe, Türkmen anlayışını ön plana çıkarmadıkça ve uykusundan uyanmadıkça kimse ne gözünün yaşına bakar ne de Allah yardım eder. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de yüce Allah “Bir kavim kendi halini değiştirmedikçe Allah onların halini değiştirmez” (Ra’d Suresi 11. Ayet) diye yazar.
