66.Yılında 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı
Fevzi Türker
Türkmenler, 14 Temmuz 1959 Kerkük katliamını dünya kamuoyuna yeterince duyuramadı. Etnik temizlik sayılan bu korkunç olay, Irak Türkmen tarihinde derin izler bırakmış rağmen, uluslararası alanda çok az duyulmasının birkaç vahim nedeni var:
1. 14 Temmuz 1959 Kerkük katliamı, soğuk savaş dönemine denk geldi. O dönemde Irak’ta yaşanan siyasal ve etnik çalkantılar ile daha da önemlisi Türkmenlerin -bugün olduğu gibi o dönemde de- siyasal güçsüzlüğü, Türkiye’nin de umursamazlığı yüzünden dünya kamuoyu dikkatini çekmedi.
2. Türkmenlerin, Irak’ta güçlü bir siyasi teşkilatının olmaması ve uluslararası bir lobisi olmadığı için sesini ve maruz kaldığı korkunç katliamı duyuramadı.
3. 1959’da Türkmenlerin Kerkük’te yaşadıklarını, Irak Başbakanı Abdülkerim Kasım yönetimi ya örtbas etmek istedi ya da gerçekleri çarpıtarak sundu.
4. Uluslararası basın organları Kerkük’te yaşanan katliama çok az yer verdi. Kerkük katliamını daha çok, komünist gösterileri çerçevesinde anlatmaya çalıştı.
5. Yıllarca Araplaştırma, ötekileştirme ve baskı yöntemlerine maruz kalan Türkmenler, haklarını savunmakta ve uğradığı haksızlıkları dile getirmekte başarısız oldu.
6. Onlarca masum Türkmenin hunharca sürüklenip, parçalanarak ve yakılarak şehit edildiği 14 Temmuz 1959 Kerkük katliamını, ne Birleşmiş Milletler gündeme getirdi ne de insan hakları raporlarında yer aldı.
7. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Adnan Menderes hükümeti, bu Türkmen etnik temizliğini dünyaya duyuracağına ve Türkmenlerin feryadına kulak vereceğine aldığı bir kararla, katliamı örtbas edip Türk kamuoyundan saklamak istedi.
8. Söz konusu kararda,14-16 Temmuz 1959 arasında Kerkük’te vuku bulan hadiselerle alakalı resim, film ve sair dokümanların Türkiye’ye sokulmasının ve dağıtılmasının yasaklanması istendi. Asıl üzücü olan bu kararda o dönemde Sağlık Bakanlığı yapan bir Türkmenin de imzasının olması.
Adnan Menderes hükümetinin 14 Temmuz 1959 Kerkük katliamıyla ilgili basına karartma uygulaması, dönemin uluslararası dengeleri, Türkiye’nin iç siyasal hassasiyetleri ve büyük güçlerin baskısı ile ilgilidir. Türkmenlerin 14 Temmuz 1959’da uğradığı katliam ne yazık ki bu kaygılar uğruna görmezden gelinip üstü örtülmüş.
İngiltere’nin bu katliamda parmağının olduğu şüphe duyulmayacak kadar açıktır. Osmanlı İmparatorluğu’nu yıllarca uğraştırarak İkinci Dünya Savaşı’nda parçalayan İngiltere, Irak petrollerini de ele geçirmek isteyen İngiltere’dir. Dolayısıyla bu vahşeti de, komünist Kürtlere yaptırmıştır. Yoksa öldürme, yakma ve talan olaylarını İngilizlerden başka kim filmlere konu edebilirdi o kanlı günlerde?
Türkmenlere karşı bugün bile uygulanan ötekileştirme, Araplaştırma, yok sayıp topraksızlaştırma politikalarının temelinde, İngiltere’nin 1959’deki katliam planları yatıyor.
Bu aslında Türkmenlere karşı önceden planlanmış bir etnik temizlik girişimiydi. Hedefinde Türkmenlerin her alandaki varlıklarını yok edip Telafer’den Mendeli’ye kadar uzanan, Türkmen yurdunu, Türkmensizleştirmek var. Türkmen toplumunun yüz yıldır kış uykusuna devam etmesi, bölünmüşlüğü, milli şuur yoksunluğu ve en önemlisi teşkilatsızlığı, bu planın oldukça başarılı olmasına neredeyse hizmet etti ve ediyor.
Türkmenlerin, ne şimdi, ne de o dönemde kendini savunacak vurucu gücü ve de dış destekçisi vardı. Bu kimsesizlik, güçsüzlük ve dağınıklık, bugün bile geleceğini düşünemeyen Türkmenleri kolay hedef haline getirdi.
Üzerinden 66 yıl geçen 1959 Kerkük katliamından, toplum olarak çok dersler çıkarabilirdik, çıkaramadığımız için o günden bu güne bir arpa boyu ileri gittiğimiz yok. Bu felaketle ilgili olan aymazlığımız ne kazandıracak bize acaba? Neden yanı başımızdakilerin başarılarından ilham alarak güçlü olamıyoruz?
Üç gün devam eden kanlı olaylarda, kendini savunmak amacıyla bile tek kurşun sıkamayan ve daha da acısı bugüne dek şehitlerinin yattığı mezarlığı gül bahçesine dönüştüremeyen başka bir toplum var mı daha yeryüzünde? Bildiğimiz tek şey var; o da dua etmek ve mevlit okutmak. Yaman halimizden kurtulmanın yolu bilinçli, örgütlü ve etkili bir toplum olmaktan geçer. Aksi takdirde bizi bitirmeye çalışanların potasında eriyip yok olacağız.
14 Temmuz 1959 Kerkük katliamında can veren şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
11.07.2025
