Aliye Azizgül (Aliye Rzayeva), 5 Mart 1986 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin Füzuli şehrinde doğmuştur. Mesleği öğretmenliktir; hâlen ikinci lisans eğitimini sürdürmektedir. 20 yıl boyunca pedagojik faaliyette bulunmuş olup günümüzde kültür alanında çalışmaktadır.
Şiir, öykü ve makale yazarı olan Aliye Azizgül, Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesidir. “Hasretin İzi” ve “Gözlerimin Kıblesi” adlı kitapların yazarıdır. Yazıları periyodik olarak çeşitli basın organlarında yayımlanmaktadır. Şehitlerimize ve daha pek çok konuya adanmış projelerde şiir ve öyküleriyle yer almıştır.
Zaferimize ithaf ettiği “Zafer Salnamesi” başlıklı makalesi Fransa’da yayımlanmış; ayrıca şiir ve öyküleri dünyanın birçok ülkesinin basın organlarında okurla buluşmuştur. Hâlihazırda Bakü şehrinde ikamet etmekte ve çalışmaktadır.
Şİirlerinden Örnekler
SONBAHAR KADERİN
Havada ayrılık kokusu var,
İnliyor hasretin kemanı yine.
Kalbinde esiyor tufanlar, rüzgârlar,
Sonbahar saçlarını dökmüş yüzüne.
Dolan bulut mudur, yoksa gözlerin,
Kaybolan geminin hasretini çeker?
Sanki şu kemandan kopan seslerden,
Gönlümün evine karanlık çöker.
Ben seni görmüştüm yaz mevsiminde,
Coşkulu hayat vardı güzel sesinde.
O siyah saçların, aşk dolu dünyanla,
Bahar kokuluydun, inan özünde.
Şimdiyse olmuşsun gamlı sonbahar,
Sadece menekşe sever seni kış, ayaz.
Sanki ömrüne esiyor şu tufanlar,
Bir tek lale sevmez seni bahar, yaz.
Düşen son yapraklar kalbinden kopuyor,
Yağan yağmurlardır, gözünün seli.
Söyle, ne şu telaş, ne şu sıkıntı?
Dağıtmış telini hasretin yeli.
Ne söyleyeyim bitip solan kısmete,
Sonbahar gibi küsmüş öz kaderinden.
Ellerini çekip mutluluğundan,
İlkbahar sonbahar oldu, söyle neden?
ALİYE RZAYEVA
**
İLK MUHABBETİM
Benim hafızamın uzaklarında,
Bir heykele döndün, benim hasretim!
Küskün misafir gibi rüyama gelip,
Soğuk bir taş oldun, ilk muhabbetim!
Yaşadın ulaşılmaz hayallerimde,
Tek ilacım idin hasta hâlimde.
Kahraman olmadın hiç düşlerimde.
O günden yad oldun, ilk muhabbetim!
İsmin silinmedi hiç hafızamdan,
Hayalin gitmedi bir an başımdan.
Yanaklarım soldu şu gözyaşımdan,
Sinemde dağ oldun, ilk muhabbetim!
Gözümden uzaksın, gönlüme yakın,
Bence anlamı yok, şu ağlamanın.
Yanlıştır birilerini suçladığın,
Sen günahkârsın, ilk muhabbetim!
ALİYE RZAYEVA
**
İTİRAF EYLE
Bir mutluluk vermek istedim sana,
Şiirler söyledim senin şanına.
“Seninle mutluyum,” dedin bana,
Koştum yanına ben güle güle.
Umut hayallerin kanadındaydı,
Gönül kavuşmanın muradındaydı.
Kısmet sözünün inadındaydı,
Ben kurban olurdum bir tatlı dile.
Ben sakin dalgaydım, sen coşkun deniz,
Kumlar üzerinde kaldı izimiz.
Anlaşamadık şu sevgide biz,
Ne olursun şunu itiraf eyle.
Dağların kızıydım, orman çiçeği,
Soldurdun yenice açan leçeği[1].
İnsaf et, kabul et, olan gerçeği,
Aşkımız masalmış, sen kendin söyle.
Seni hayatıma eylemiştim taç,
Ömrüme kastetti verdiğin utanç.
Böyle miskin aşka değilim muhtaç,
Azat et gönlümü iltifat eyle.
ALİYE RZAYEVA
**
GELESİN
Bir akşam unutup öz adresini,
Kalbini alıp bize gelesin!
İtiraf ederek bütün suçunu,
Doğruyu söyleyip düze gelesin!
Benden özgesine nazar mı saldın?
Nedendir ömürlük gözümde kaldın?
Sen ki, benim için tatlı masaldın,
Dileğim; Mecnun’a dönüp göze gelesin!
Ben senin aşkından şair olmuşum,
Sızıp kelimelere şiir olmuşum.
Ne olur, desen ki “şair olmuşum,”
Aşkımızdan yazıp söze gelesin!
Bir gün geri dönsen, ben olmayacağım,
Öyle yok olacağım, iz koymayacağım.
Çektiğin zilletten hiç doymayacağım,
Bekleyeceğim, dönüp ize gelesin!
Söyle, ne’yleyim böyle kaderi,
Ömrüme çiseledi zulüm kederi.
Sızlasın göğsünün ben olan yeri,
Yaşayıp sekseni, yüze gelesin!
Bırak bu son nağmeni getirsin rüzgâr,
Söyle, benim gibi seni seven kim var?
Görmedim sende ilgi, itibar,
Ateşi söndürdün, köze gelesin!
ALİYE RZAYEVA
**
GİDESİN
Derdini kederini basıp göğsüne,
Mutluluk paylayıp, çıkıp gidesin!
Dönüp yetimlerin gözyaşlarına,
Sel olup gözlerinden akıp gidesin!
Bir sabah kalkmamış köyün, şehrin,
Kalbini kırmamış hiç bir neferin.
Dünyayı kaldırsa keşke bu seferin,
Sabah erkenden Mekke’ye kaçıp gidesin!
Bir cuma uyanıp ezan sesine,
Düşmeyip dünyanın boş hevesine.
Sakın kanmayasın köle nefsine,
Şeytana taşını atıp gidesin!
Bu dünya pazardır, bizler alıcı,
Kimse şu hayatta değil kalıcı.
Doğrunu korkmadan söyleyip acı,
Meydana sancağı asıp gidesin!
ALİYE RZAYEVA
**
[1] Gül yaprağı.
Kaynak: Ş. Küzeci, R. Sabir. (2026). Har-i Bülbül (Azerbaycna Kadın Şairleri) Ankara
