MİLLİ KİMLİK VE SOYDAŞLIK MİRASI

İSMAİL CENGİZ*
“Milli Kimlik”; bir ülkenin vatandaşlarının dil, gelenekler, inançlar ve tarihi geçmişi gibi ortak değerlerin ve kültürün ifadesidir.
“Soydaşlık mirası” ise, bir ülke ile vatandaşlık bağı olmasa da, o ülke vatandaşları ile soy bağı, yakın akrabalık ilişkisi olan, aynı ortak kültür ve değerlere ve tarihi geçmişe sahip kişileri kapsamaktadır.
Milli kimlik; işte bu ortak geçmiş, ortak kültür ve ortak değerlerle şekillenir.
Dolayısıyla milli kimlik, soydaşlık mirası ile birlikte ele alındığında, kişilere aidiyet duygusu ve güçlü milli şuur kazandırır. Ulusal egemenliğin temelini oluşturan “milli kimlik”, sadece aynı ülkeye mensup vatandaşları değil, farklı coğrafyalarda yaşayan aynı soy bağına mensup kişileri kapsamaktadır.
Farklı coğrafyalarda hayat sürmüş olan; Ali Şir Nevai, Mahdumkulu, Abay, Atatürk, Fuzuli, Farabi, Yesevi, Yusuf Has Hacib, Kaşgarlı Mahmud gibi şahsiyetler “soydaşlık mirası”nın en güzel örnekleridir. Ertuğrul Gazi, Süleyman Şah bizim geçmişimizdir…
“Soydaşlık mirası”na sahip çıkmak, geçmişimize, ecdatlarımıza, tarihimize sahip çıkmak demektir… “Soydaşlık mirası”, geçmişimiz demektir. Dolayısıyla soydaşlık mirasına sahip çıkılması, milli kimliğin olmazsa olmaz şartlarından belki en önemlisidir.
Ülkesine sadece vatandaşlık bağı ile bağlı olanlar ile soy bağı neticesinde vatandaş olanlar arasında dağlar kadar fark vardır. 400 bin dolar karşılığında vatandaşlık kazananlardan, soydaş mirasına sahip olmadıkları için, milli kimliği oluşturan değerlerle donatılmadıkları için ”vatansever” olmalarını beklemek doğru değildir. Vatansever olmak için en azından soy bağı olmasa da aynı kültürel değerlere ve inançlara bağlı olmak gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti; Cumhurbaşkanlığı Forsunda yer alan 16 yıldız ile Anadolu dışında kalan soydaşlarımızın kurdukları Devletleri temsil ederek soydaşlık mirasına sahip çıktığını kamuoyu ile paylaşmıştır.
Aynı şekilde Göç İdaresi Başkanlığı; aynı etnik kökene sahip soydaşların işlemlerini bünyesinde kurduğu “soydaş bürosu”nda yapmak suretiyle T.C. vatandaşı olmasalar da yakın akrabalarına kucak açarak, Türk soylu yabancılara çalışma izni kolaylığı getirerek soydaşlık mirasına sahip çıkmıştır.
Milli kimlik, milli kimliği oluşturan değerler ve soydaşlık mirası bizi biz yapan unsurlardır. Bunların küreselleşme uğruna ülke anayasasından çıkartılması, sözde hümanist değerler uğruna milli duygulardan ve ideallerden vazgeçilmesi geçmişimizden uzaklaşmamıza vesile olur. Uluslararası Koruma ve Yabancılar Kanunu’na göre milli kimliğimizi şekillendiremeyiz. Çünkü bu kanuna göre ‘yabancı’ kavramı “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişi” olarak tanımlanmaktadır”. Ancak uygulamada, yabancı kavramının sadece vatandaşlık bağı olmayan kişileri değil, Türkiye ile tarihsel ve kültürel bağları da olmayan kişiler için kullanıldığı görülmektedir.
Bilindiği üzere “Türk Diasporasının temelini oluşturacak Türk kavramı ve toplumu, yasal ve kişisel bakış açılarındaki farklılık nedeniyle tanımlanamamaktadır”. Nitekim T.C. “Anayasasına göre Türk Vatandaşı (yani Türk) olan ve Türkiye Cumhuriyeti devletine vergi veren Türk etnisitesine mensup Ali’nin Bulgaristan’daki akrabası Ahmet soydaş mıdır? Yasal düzenlemeler ve uygulamalar bu soruya çok açık bir şekilde Evet yanıtı vermektedir. Öyleyse bu durumda, yine Anayasaya göre Türk Vatandaşı (yani Türk) olan ve Türkiye Cumhuriyeti devletine vergi veren Arap etnisitesine mensup Veli’nin Bulgaristan’daki akrabası Mehmet, soydaş mıdır? Yasa ve uygulama bu soruya ise çok net bir şekilde Hayır yanıtı vermektedir. Yasal düzenlemeler ve bürokratik/diplomatik uygulamalardan da görüldüğü üzere soydaş kavramı, Türk vatandaşlığı bileşenin parçaları olan tüm etnik kimlikler üzerinden değil sadece ve sadece Türk etnisitesinin kimliği üzerinden tanımlanmakta ve kullanılmaktadır. Bu durum tartışılmaya muhtaçtır ve bu konuda bilinçli bir tercih yapılması gereklidir.” Fırat Yaldız, “Türk Kamu Yönetiminde “Soydaş” Sorunsalı”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 51, Sayı 4, Aralık 2018, s.1-20 (13-14)
T.C. vatandaşı olmasalar da, ülkemize sığınan soydaşlarımıza bu çerçeveden bakamayız. Soydaşlar adı üzerinde bizimle soy bağı, kardeşlik bağı bulunan kişilerdir ve yasada yazıldığı gibi kardeşlerimize “yabancı” olarak muamele edilmesi doğru davranış değildir. Nitekim yabancılara yönelik hem çalışma hem de yabancılar mevzuatında yapılan değişiklik ile kısıtlı da olsa Türk soylulara istisnai haklar tanınmıştır.
Ayrıca inançları, dinler farklı olan ancak ortak soy bağına hatta kültürel değerlere sahip olduğumuz Gagauzlar olsun, Kerkük’te “Kale Hıristiyanları” adı verilenler olsun, Müslüman olmayan Yakutlar, Sahalar, Altaylılar olsun bizim köken birliğimiz olan kardeşlerimizdir ve soydaş mirasımızdır…
Daha özetle ifade etmek gerekirse asıl olan “Üst Kimlik”tir… Kırgızlar, Yakutlar, Özbekler, Uygurlar, Tatarlar, Kazaklar, Çuvaşlar, Gagauzlar gibi başka ülkelerin egemenlikleri altında azınlık olarak yaşayan Irak, Suriye, Afganistan, Batı Trakya gibi kardeş topluluklar soydaş mirasını ve üst kimliği oluşturan unsurlardır. Bizim üst kimliğimiz ise Türklüktür… Bu çerçevede değerlendirdiğimizde milli kimliğin temelini oluşturan “Türklük” anlayışının, anayasada belirlenen Türklük tanımından farklı olduğunu hatta hiç alakası olmadığını belirtmeliyiz.
*İsmail Cengiz, Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı
