Aliyev: Güçlü Değilsen Haklı Olmanın Anlamı Yok

Azerbaycan

Aliyev: Güçlü Değilsen Haklı Olmanın Anlamı Yok

Ahmet Sağlam

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 5 Ocak 2026 tarihinde Azerbaycan’daki yerel basına verdiği röportaj yeni küresel düzenin nasıl algılandığını ve Azerbaycan’ın bu düzende kendisini nereye konumlandırdığını açıkça ortaya koyan stratejik bir beyanname niteliği taşımaktadır.

Aliyev’in sözleri arasında bana göre ilk olarak en çok dikkat çeken şu tespit oldu:

“Günümüz dünyasında uluslararası hukuk diye bir şey yok.”

Bu ifade kulağa sert gelebilir. Hatta bazıları için rahatsız edici de olabilir. Ama bugün kendimize sormamız gereken soru şu: Yanlış mı?

Gazze’de dünyanın gözü önünde üzerine bomba yağan çocukları, Ukrayna’da kendi soydaşı tarafından üzerine bomba yağan halkı, Venezuela devlet başkanın gece yatağından alındığı gerçeğini göz önüne aldığımızda bu yanlış mı? Bu bağlamda aslında asıl soru da şu; “Uluslararası hukukun kimler için işliyor? Kimler için bir anlam ifade ediyor?” Güçlü olanın hukuku tanımladığı, zayıf olanın ise hukuka sığınmaktan başka çaresinin kalmadığı bir dünyadayız. Aliyev’in yaptığı şey aslında bu gerçeği diplomatik nezaketle süslemek değil; olduğu gibi ifade etmektir.

Bu nokta bana göre Azerbaycan’ın yaşadığı Karabağ süreci için de belirleyici oldu. Yıllarca işgal altındaki Azerbaycan toprakları için uluslararası alanda sessizliğe bürünen kararlar, uygulanmayan BM kararları ve sessiz kalan uluslararası aktörler, Bakü’ye şu dersi verdi: Hak, ancak güçle korunabiliyor. Bu bağlamda Azerbaycan halkı işgal altındaki topraklarını elde ettiği güç ve Türkiye ile kuruduğu kardeşlik hukuku ile kurtardı.

Zengezur Koridoru: Yol Değil, Jeopolitik Mesaj

Röportajın omurgasını oluşturan Zengezur Koridoru meselesi de bu bakış açısının bir sonucu. Aliyev için bu koridor yalnızca Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan’ı birbirine bağlayan bir ulaşım hattı değil. Bu proje aynı zamanda;

  • Doğu-Batı ticaretinin,
  • Kuzey-Güney enerji ve lojistik hattının ve Orta Koridor’un kapasite artırıcı unsurlarından biri. Aslında Zengezur Koridoru meselesi Aliyev’in ifadesiyle “çözülmüş bir konu.”

Bu bağlamda Aliyev’e ifadesine göre bu koridorun adı değişebilir, formülü değişebilir; ama özü değişmeyecektir. Bu noktada Ermenistan’a verilen mesaj son derece net; “Bu sürece direnmek, jeopolitik gerçekliğe direnmek anlamına gelir. Aliyev’in “kaçınmak intihar olur” ifadesi ise bir tehditten ziyade jeopolitik bir uyarı olarak okunmalıdır.

“Güçlü Olan Durdurmalıydı”

Aliyev’in röportajda üzerinde özellikle durduğu bir diğer husus da Azerbaycan’ın ikinci Karabağ savaşında askeri gücünü neden sınırsız bir şekilde kullanmadığıdır. Bu bağlamda Aliyev Azerbaycan olarak yalnızca kendilerini kazanan taraf olarak değil, kontrollü güç kullanan sorumlu aktör olarak da nitelendirmektedir. Aliyev röportajında “Kimse bizi durduramazdı” derken bir özgüven beyanı yapıyor. “Bunu yapmadık, çünkü yanlış olurdu” derken ise siyasi bir sınır çiziyor. Bu yaklaşım, Azerbaycan’ın artık yalnızca askeri değil, siyasi olgunluk iddiası taşıyan bölgesel bir güç olma iddiasını da ortaya koymaktadır. Tüm bunlarla birlikte bu yaklaşım Türk’ün savaş töresinin gereğini Azerbaycan Türk’ünün yerine getirdiğini de göstermektedir.

Türk Dünyası ve Askeri Gerçeklik

Aliyev’in Röportajın en stratejik bölümlerinden biri ise şüphesiz Türk Devletleri Teşkilatı’na ilişkin mesajlardır. Aliyev açıkça şunu söylüyor: Uluslararası hukuk işlemiyorsa, devletler kendi güvenliklerini kendileri sağlamak zorundadır. Bu bağlamda Aliyev kardeş Türkiye ile askeri ittifakın altını çizerken Türk dünyası için ortak askeri tatbikat fikrini ortaya atıyor. Aliyev’in verdiği mesajda dikkat edilmesi gereken nokta ise şu: yeni dünya da ancak askeri uyum, caydırıcılık ve ortak refleks ihtiyacını açıkça dile getirilmesidir.

Bu, aslında şu soruyu gündeme getiriyor:

Türk devletleri; enerji, ticaret ve ulaştırma gibi alanlarda birlikte hareket edebiliyorsa, güvenlik gibi hayati bir konu neden birlikte hareket etmesin?

Sonuç olarak Aliyev’in de altını çizdiği gibi dünya artık idealist metinlerle değil, güç dengeleriyle yönetiliyor. Barış isteyenler güçlü olmak zorunda. Hukuku savunmak isteyenler, önce kendini savunabilmeli.

Bu yaklaşımı beğenmeyebilirsiniz hatta sertte bulabilirsiniz. Ama bu yeni dünya düzeninde bu gerçeği yok saymanız demek; yer üstü ve yer altı kaynaklarınız ile tüm değerlerinizin güçlünün elinde oyuncak olması demektedir. Bu bağlamda benim Aliyev’in röportajından anladığım ana mesaj “Güçlü değilsen haklı olmanın da bir anlamı yok” çünkü bugün dünya artık tam olarak bu cümlenin etrafında şekilleniyor.

Ahmet Sağlam / 06.01.2026 / Ankara / www.saglamahmet.com

Paylaş: