Dr. Necdet Koçak neden idam edildi ?
Fevzi Türker
Halkının sevdalısı, hayatını Türkmenlerin örgütlenerek kurtuluşuna adayan, büyük ve esiz milliyetçi, ölümsüz dava adamı, fikir, ilim, ahlak abidesi ve gurur kaynağımız Dr. Necdet Koçak ve arkadaşları Dr. Rıza Demirci, Emekli Albay Abdullah Abdurrahman ve işadamı Adil Şerif, bir ihanet projesine kurban giderek,45 yıl önce,16 Ocak 1980’de,kan emici faşist Saddam Hüseyin rejimi tarafından Bağdat’ta idam edilmişlerdir.
Rahmetli Ayten Koçak, eşi Dr. Necdet Koçak’ı, infaz öncesinde görmeye gittiklerinde, Necdet kendilerine, göstermelik yargılama sırasında kendisine demişler ki suçunuzun cezası idamdır, ama sana bir isim listesi vereceğiz tanıdığın varsa işaretlersen idam cezasından kurtulursun. Necdet, listede tanıdığı kimsenin olmadığını dediğini her fırsatta anlatırdı.
Cennet mekan Dr. Necdet Koçak’ı idama götüren yakın çevresindeki bazı sütü bozuk, satılmış Türkmen’in ihaneti sonucunda, Necdet Koçak’ın kurduğu, Türkmen kurtuluş hareketi yok edilerek Türkmen toplumu Türklük çizgisinden uzaklaştırılarak bugünkü içler acısı duruma düşerek Sünni -Şii diye ikiye bölünmüştür
Dr. Necdet koçak, infaz öncesi ziyaretine gelen eşi ve diğer aile fertlerine “ağacın kurdu özündedir. Hiç üzülmeyin ve yılmayın, mücadeleye devam. Ağaç budandıkça dallanır.” İfadesini kullanmış.
Dr. Necdet Koçak’ın eşi rahmetli Ayten hanım defalarca “elimizde belge yok ama belgeden daha güçlü kanıtlayıcı şeyler var. İsim vererek bazı kişilerden şüpheleniyoruz”. derdi. Rahmetli Ayten Koçak bu konudaki şüphelerini hayatının sonuna kadar sürdürmüştür.
Dr. Necdet Koçak, ağacın kurdu özünde olduğunu boşuna dememiştir. Koçak’ın bu veciz ve anlamlı ifadesi, Baas rejimine bu yıkıcı ihanette yardımcı olan bazı Türkmen işbirlikçilerin, mahkemede aleyhlerine şahitlik yapanların olduğunu ifade etmek istermiştir. Dr. Necdet Koçak, uzak görüşlü, Türkmen sevdalısı ve derin milliyetçi düşüncelere sahip olduğu için ve Türkmenlerin karşı karşıya kaldıkları Baas rejiminin uyguladığı asimilasyon döneminde daha fazla bölünmelerinden sakındığı için, işbirlikçilerin kimliklerini açıklama yönüne gitmemeyi tercih etmiştir.
Ancak rahmetli Faruk Abdurrahman vefat etmeden önce bir açıklamasında, babasını ve arkadaşlarını idama götürümlerin altı kişi olduklarını ve bunların ikisinin Kerkük’te öldüklerini, diğer dördünün ise Türkiye’de yaşadıklarına işaret etmiştir.
Azılı bir Türk düşmanı olan Saddam Hüseyin elli yılı aşkın kanlı rejimi boyunca yüzlerce Türkmen gencini idam ederek, dillerini yasaklayarak, bölgelerini Araplaştırarak Türkmenleri parçalamak için insanlık dışı her yolu denemiştir
Irak’ın üçüncü büyük unsuru olan Türkmenler, dış desteksiz, örgütsüz, dağınık ve zayıf oldukları için üç kez katliama maruz kaldılar .İlk katliam 1959 Kerkük katliamıdır. İngiltere’nin planladığı bu katliamı Kürtlere uygulatmıştır. İkinci katliam Saddam rejimi tarafından 16 Ocak1980’de Dr. Necdet Koçak ve arkadaşlarının idam edilmeleriyle gerçekleşmiştir, üçüncü katliam ise yine Saddam rejiminin 1991’de gerçekleştirdiği Altunköprü soykırımıdır.
Dr. Necdet Koçak’ın ,önderliğini yaptığı ve doğmadan boğulan Türkmen Kurtuluş hareketinin başlıca hedeflerinden birisi Irak Türklerini kendi yağında kavrulabilen ,milliyetçi çizgide birleştirerek özlerine döndürmek vardı.
Saddam Hüseyin rejimi, Dr. Necdet Koçak’ın böyle güçlü ve geniş çaplı milliyetçi bir örgütün varlığından, işbirlikçi Türkmenler sayesinde öğrenince, Tekmenlere karşı olan kini ve nefreti kat kat artarak, Araplaştırma politikalarına ve idamlara ABD’nin, Nisan 2003 yılında Irak’ı işgal etmesine kadar devam etmiştir. Bugün, Türkmen coğrafyasına, özellikle Kerkük’e yerleştirilen Arap nüfusun oranı %45 olduğu iddia edilmektedir. Bu baskı ve zulüm dönemine, Sünni Arap dönemi diyebiliriz.2003’ten sonra başlayan dönem ise Kürtleştirme -Araplaştırma açısızından bir önceki dönemden pek farklı değil. Bu döneme de Şii Arap-Kürt dönemi diyebiliriz.
16 Ocak1980’de işlenen idam cinayetiyle, Dr. Necdet Koçak önderliğindeki Türkmen kurtuluş hareketi daha hazırlık aşamasında iken, bugün büyük servetlere sahip olan birkaç işbirlikçi Türkmen tarafından tasfiye edilmiştir. Bu hainleri halk olarak cezalandıramadık. Ama yaptıklarının karşılıksız kalacağını sanmasınlar çünkü onları şiddetli olan Allah’ın azabı beklemektedir.
Dr. Necdet Koçak ihanete uğrayarak idama maruz kakmasaydı kurmuş olduğu kurtuluş hareketi hedefine ulaşabilir, Türkmenlerde hem güçlü ve örgülü olurdu, hem de gerçek manada Irak’ın üçüncü büyük unsuru olabilirlerdi.
Dr. Necdet Koçak ve arkadaşlarının şehadetlerinin üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen, Türkmenlerin öncü siyasi kuruluşu olan Irak Türkmen Cephesi (İTC) yetkilileri, neden bugüne dek, Dr. Necdet Koçak ve arkadaşlarının şehadetiyle ilgili tanıtıcı, aydınlatıcı, belgesel ve dizi yapmaları gerekmez miydi?
1959 Kerkük katliamının üzerinden 66, Altınköprü soykırımının üzerinden 34 ve 2014 Telafer ‘de ve diğer Türkmen bölgelerinde, İŞİD”in yaptığı katliamların üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen ne ITC ne siyasi partilerimiz ne de halkımız, Kürtlerin Halepçe katliamına göstermiş olduğu ilginin çok azını bile maalesef gösterememiş olduk. Halk olarak yüz yıl oldu maruz kaldığımız felaketlere karşı hep duyarsız kaldık, ders çıkarmayı maalesef öğrenemedik.
Tarih, göremeyenler için acımasızdır. Geçmişini önemseyemeyen toplumların geleceği karanlık olur. Türkmenler olarak silkelenerek şahlanmamız gerekir ve cennet mekan Dr. Necdet Koçak’ın dediği gibi kendi yağımızda kavrulursak, milliyetçi çizgide birleşebilirsek mücadelemiz başarılı olur.
Şehadetlerinin kırk beşinci yılında, yeri doldurulamaz essiz insan Dr. Necdet Koçak ve arkadaşlarının aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum .
